Türkiye, ABD ve İran arasında nükleer program ve askeri hareketlilikle tırmanan gerilimi dindirmek için "aktif arabuluculuk" ve "bölgesel istikrar" odaklı bir diplomasi trafiği yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yürüttüğü süreçte, askeri seçeneklere karşı diyalog masası ön plana çıkarılıyor.
Orta Doğu’da sıcak çatışma riskinin zirve yaptığı bir dönemde Türkiye, komşusu İran ile stratejik ortağı ABD arasındaki tansiyonu düşürmek için diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Ankara, nükleer program eksenli sorunun küresel bir krize dönüşmesini engellemek amacıyla her iki başkentle de yoğun bir temas trafiği içinde.
Erdoğan’dan "Üçlü Zirve" Önerisi
Sürecin en kritik adımlarından biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesi oldu. Türk basınındaki bilgilere göre Erdoğan, Trump’a sorunun çözümü için Türkiye’nin ev sahipliğinde bir Türkiye-ABD-İran liderler zirvesi teklif etti. Bu görüşmenin gerekirse telekonferans yoluyla yapılabileceği belirtilirken, Ankara "çözümün adresi diplomasi" mesajını yineledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede de Türkiye’nin dış müdahale senaryolarına karşı duruşunu net bir şekilde ortaya koyarak, "İran’ın huzuru bölgemizin menfaatinedir" vurgusu yaptı.
Hakan Fidan’ın Diplomatik Trafiği: 4 Temel Mesaj
Diplomasinin teknik ayağını yürüten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 30 Ocak’ta İstanbul’da İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir araya geliyor. Fidan’ın bu görüşme öncesinde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile de bir görüşme gerçekleştirmesi, Türkiye’nin köprü rolünü güçlendiriyor.
Fidan’ın İran tarafına ileteceği temel başlıklar şunlar:
İran’ın iç istikrarı Türkiye için stratejik önceliktir.
Bölgesel riski artıracak askeri müdahalelere kesinlikle karşı çıkılmaktadır.
ABD ile yaşanan krizin aşılması için Ankara her türlü kolaylaştırıcı rolü üstlenmeye hazırdır.
Nükleer dosyada barışçıl ve hızlı bir çözüm desteklenmektedir.
Sınır Güvenliği ve Göç Önlemleri Teyakkuzda
Diplomatik çabaların yanı sıra Türkiye, olası bir sıcak çatışmanın insani ve güvenlik boyutlarına karşı hazırlıklarını sürdürüyor. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Milli Savunma Bakanlığı, 560 kilometrelik İran sınırında güvenlik önlemlerinin artırıldığını teyit etti. Özellikle kitlesel göç riskine karşı 2021’den bu yana inşa edilen sınır duvarı ve ek denetim mekanizmaları en üst seviyeye çıkarıldı.
Türkiye’nin önceliği, Suriye ve Irak’taki yaralar henüz sarılmadan bölgede yeni ve kontrol edilemez bir "sıcak yaranın" açılmasını engellemek.
