Cumhuriyet Tarihinin En Başarısız, En Utanmaz, En Samimiyetsiz Siyasetçisi: Kemal Kılıçdaroğlu'dur
Taraf değilim. Hiçbir zaman da olmadım.
Ama bu ülkenin vicdanlı bir yurttaşı ve dışarıdan bakan biri olarak söyleyebilirim ki: Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye siyasetinde sadece başarısız değil; aynı zamanda halkın iradesine karşı pozisyon alan, kendi siyasi varlığı uğruna partisini rehin alan samimiyetsiz bir figür hâline gelmiştir.
Eskiden Kılıçdaroğlu’nu “iyi ama beceriksiz” bir siyasetçi zannedenler çoktu. Ancak yaşananlar gösterdi ki, mesele beceri değil; mesele niyet. Meğer iyi biri değilmiş, sadece rol yapmayı iyi bilen biriymiş. Yıllarca umut üzerinden siyaset kurdu, her seçimde kaybetti, koltuğu bırakmadı. Şimdi ise, yerini kaybetmiş bir siyasetçinin son hamlelerini izliyoruz: Tehdit, sabotaj, perde arkası planlar...
Bugün CHP’nin genel başkanı Özgür Özel’dir. Bu koltuk, yukarıdan inerek değil; aşağıdan yukarıya, halk baskısıyla kazanılmıştır. 14-28 Mayıs sonrasında seçmenin çok net bir mesajı vardı: Artık tekrar istemiyoruz. Aynı yüzlerle, aynı kayıplarla, aynı sözlerle devam etmeye tahammül yok. Kapanan bir devrin adıdır Kılıçdaroğlu.
Ancak o devrin kendiliğinden kapanacağına inanmak saflık olur. Çünkü bugün gelinen noktada Kılıçdaroğlu, hâlâ arka kapı diplomasileriyle, taban desteği olmadan, baskıyla ve algıyla geri dönmenin yollarını arıyor. Kamuoyuna yansıyan “Partiyi kayyuma mı bırakayım?” sözü, sadece pişkinlik değil; doğrudan halk iradesine karşı bir tehdittir. Bu çıkış, ne siyasi etikle ne demokratik kültürle bağdaşır.
CHP tabanı artık bu anlayışı reddetmiştir. Parti, kendi gövdesini değiştirmiştir ama kafa hâlâ geri dönmek istiyor. Bu çelişki sürdürülemez. Özgür Özel’in liderliği, sadece isim değişikliği değil, bir zihniyet sıçramasıdır. Ama bu sıçrama sürekli geriye çekilmeye çalışılıyorsa, bir noktada ipler kopar. Kılıçdaroğlu’nun son dönemde verdiği mesajlar açık:
– İmamoğlu’nu yalnız bırakırım,
– Partiyi sahadan çekerim,
– Gerekirse anayasa masasına otururum…
Bu söylemler, siyasi tavır değil; aleni pazarlık teklifidir.
Bu, halkı pazarlık masasına koyan bir zihniyettir.
Ve bu ülke artık böyle siyaset anlayışlarını taşıyamaz.
Kemal Kılıçdaroğlu dönemi bitmiştir.
Ve net bir şekilde ifade ediyorum: Kemal Kılıçdaroğlu, bu ülke siyasetinin en başarısız, en utanmaz, en samimiyetsiz figürüdür.
Dönmek istiyorsa buyursun, yeni bir parti kursun.
Ama ne CHP’ye, ne seçmene, ne de halkın başlattığı dönüşüme karışmasın.
Çünkü bu dönüşüm bir partinin değil, halkın onur meselesidir.
Ben siyaseti sevmiyorum.
Tapınılan lider figürlerinden, her şeye rağmen savunulan koltuk sevdalarından, halktan uzak yapılan pazarlıklardan nefret ediyorum.
Yazıyorsam, çünkü susmanın bu dönemde bir anlamı yok.
Ama bilin: siyaseti sevmeyeceğim de.
Çünkü bu ülkede siyaset, çoğu zaman halkın değil, egoların alanı oldu.
Benim yerim halkın yanı.
