İmtiyaz, Satış ve Konuşulanlar: FORMT’te Asıl Mesele Güven

YAYINLAMA:
İmtiyaz, Satış ve Konuşulanlar: FORMT’te Asıl Mesele Güven

Borsada bazı anlar vardır; bilanço değil, zamanlama konuşur.
FORMT’te yaşanan süreç tam da böyle bir tablo ortaya koyuyor.

12 Şubat’ta yapılan olağanüstü genel kurulda esas sözleşme değiştirildi ve yeni imtiyaz düzenlemeleri kabul edildi. Bu sıradan bir karar değildi. İmtiyaz demek; yönetim gücü demek, kontrol demek, oy ağırlığının değişmesi demek.

Karar alındı. Çoğunluk sağlandı. Prosedür tamamlandı.

Ardından 20 Şubat’ta dikkat çeken bir işlem geldi. Mustafa Sezen’in 15,5 milyon TL nominal pay alımı yaptığı görüldü. Bu işlemle birlikte pay oranı %9,55’ten %10,99’a yükseldi. Oy hakları tarafında da belirgin bir artış yaşandı.

Yani imtiyaz sonrası güçlü bir alım geldi.
Kontrol tarafı pekişti.

Aradan kısa süre geçti. Bu kez tablo tersine döndü.

4 Mart tarihli bildirimde Mustafa Sezen’in 12,5 milyon TL nominal pay sattığı görüldü. Pay oranı yeniden geriledi.

Şimdi tabloyu yan yana koyduğunuzda zincir net:

İmtiyaz kararı

Yüklü pay alımı

Kısa süre sonra pay satışı

Hukuken bakıldığında bu işlemlerin yapılması mümkündür. Büyük ortak alır da satar da.
Ama mesele yalnızca mevzuat değil.

Mesele güven.

Yatırımcının zihninde oluşan soru şu:

İmtiyaz güçlendikten sonra neden alım geldi, ardından neden satış başladı?

Bu soru doğal. Bu soru meşru.


İşin bir de konuşulan boyutu var.

Son günlerde bana ulaşan mesajlarda — sayıları az değil, 10’dan fazla yatırımcıdan gelen iletilerde — genel kurul sürecine ilişkin bazı iddialar dile getiriliyor. Belirli pay sahiplerine, sahip oldukları lot miktarının yaklaşık %10’u oranında elden nakit ödeme yapıldığı ve bunun genel kurul oylamasına destek amacı taşıdığı ileri sürülüyor.

Tekrar altını çizelim:
Bu iddialar resmî makamlarca doğrulanmış değil.
Kamuya yansımış bir soruşturma bilgisi bulunmuyor.

Ancak sermaye piyasalarında söylenti boşlukta doğmaz. Ve söylentiye en güçlü cevap, şeffaflıktır.

Buradan açıkça ifade edelim:
Eğer Mustafa Bey’in bu iddialara ilişkin bir açıklaması varsa, yayınlamak bizim boynumuzun borcudur. Benim durduğum yer nettir: Ben doğrunun peşindeyim.

Kimseyi peşinen suçlamak doğru değil. Ama yatırımcıdan gelen mesajları da görmezden gelmek gazetecilik olmaz.


Bir diğer tartışma başlığı ise imtiyazın niteliği.

Yatırımcı tarafında yapılan yorumlarda, söz konusu düzenlemenin küçük yatırımcı lehine değil, yönetim kontrolünü güçlendiren bir yapı oluşturduğu açık.

İmtiyaz hukuka uygundur. Ama yatırımcı şunu sorar:

Bu karar şirket değerini mi büyütüyor, yoksa yönetim gücünü mü tahkim ediyor?

İmtiyaz kararı sonrası önce alım, ardından satış gelmesi bu soruyu daha da görünür hale getirmiş durumda. Çünkü piyasada zamanlama her şeydir.


Borsada en değerli varlık hisse değildir.
Güvendir.

Ve güven, özellikle kritik kararların ardından gelen hamlelerle sınanır.

FORMT’te bugün konuşulan asıl mesele de budur.

Not: Bu yazıda yer verilen değerlendirmeler yazarın kişisel görüş ve yorumlarını içermektedir. Genel kurul sürecine ilişkin dile getirilen iddialar resmî makamlarca doğrulanmış değildir ve kamuya yansımış bir soruşturma bilgisi bulunmamaktadır. İlgili tarafların konuya ilişkin yapacağı her türlü açıklama yayınlanacaktır. Amacımız herhangi bir kişi veya kurumu peşinen suçlamak değil; sermaye piyasalarında şeffaflık ve yatırımcı güveni çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirmektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *