İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisindeki büyüme verilerinin toplumsal refaha neden yansımadığını analiz etti. Nominal döviz kuru üzerinden yapılan hesaplamaların yanıltıcı olabileceğine dikkat çeken Eğilmez, "büyüme illüzyonu" vurgusu yaptı.
Türkiye ekonomisinde son dönemde sıkça paylaşılan "dolar bazında rekor büyüme" ve "kişi başına düşen gelir artışı" verileri, sokaktaki vatandaşın alım gücüyle neden örtüşmüyor? Ünlü ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi analizinde bu çelişkinin nedenlerini Reel Efektif Döviz Kuru (REK) üzerinden mercek altına aldı.
Nominal Rakamlar Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?
Eğilmez’e göre, enflasyonun döviz kurundaki artıştan daha yüksek seyrettiği dönemlerde, dolar cinsinden GSYH (Gayrisafi Yurt içi Hasıla) olduğundan daha yüksek görünüyor. Bu durum, kâğıt üzerinde bir zenginleşme algısı yaratsa da reel satın alma gücünde aynı karşılığı bulmuyor.
Analizde öne çıkan temel başlıklar şunlar:
REK Farkı: TL’nin dış ticaretteki 36 ülke para birimine karşı değerini ölçen REK, 100 değerinin altında kaldığında TL'nin reel olarak düşük değerli olduğunu gösteriyor. Ancak son yıllarda nominal kurun yüksek faiz ve sıcak para ile baskılanması, dolar bazlı göstergeleri şişiriyor.
Büyüme İllüzyonu: 2015-2025 döneminde Türkiye ekonomisi nominal olarak 700 milyar dolar büyümüş görünse de, enflasyon farkları ayıklandığında reel artışın 400 milyar dolar seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Bu, refah artışının yaklaşık %40’ının "illüzyon" olduğu anlamına geliyor.
Sığınmacı Etkisi: Kişi başına düşen gelir hesaplanırken resmi nüfusa dahil edilmeyen yaklaşık 5 milyon sığınmacı, kişi başı gelir rakamının olduğundan yüksek görünmesine neden oluyor.
Borç Stoku ve Küresel Sıralama
Haber merkezi verilerine göre, 2025 üçüncü çeyreği itibarıyla 565 milyar dolarlık dış borç stoku, nominal GSYH’ye oranlandığında %36 görünürken, reel düzeltilmiş GSYH üzerinden bakıldığında bu oran %45’e yükselerek daha kırılgan bir tablo çiziyor. IMF sıralamasında da Türkiye, nominal kura göre 16. sıradayken, reel hesaplamada 18. sıraya geriliyor.
Sonuç: Sorun Büyümenin Niteliğinde
Mahfi Eğilmez, çalışmasını şu çarpıcı tespitle özetliyor: "Türkiye ekonomisinde sorun büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal refaha yeterince dönüşememesidir." Ekonomik performansın sadece nominal rakamlarla değil, satın alma gücü paritesi ve reel göstergelerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
