İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan enflasyon hedefleri ile tahmin aralıkları arasındaki uyumsuzluğun ekonomik belirsizliği artırdığına dikkat çekti. Eğilmez, merkez bankacılığında güvenin faizden daha etkili bir araç olduğunu vurguladı.
Hedef ve tahminler arasındaki çelişki belirsizlik yaratıyor
Mahfi Eğilmez, "Hedefler, Tahminler ve Çelişkiler" başlıklı son yazısında, TCMB’nin enflasyon hedeflemesi rejimindeki aksaklıkları değerlendirdi. Enflasyonla mücadelede temel unsurun "tek ve net bir çıpa" olması gerektiğini belirten Eğilmez, resmi hedef olan yüzde 5’lik oran ile güncel tahminler arasındaki farklılaşmanın iletişim tutarlılığını zedelediğini ifade etti.
Eğilmez, Orta Vadeli Program (OVP) ile TCMB tahminleri arasındaki duruma şu sözlerle dikkat çekti:
"2026 sonu için ara hedef yüzde 16 olarak belirlenmişken, tahmin aralığının yüzde 15–21’e yükseltilmesi bir belirsizlik hali yaratıyor. Piyasalar yüzde 16’yı mı yoksa yüzde 21’lik üst sınırı mı esas alacak? Bu durum teknik bir sorundan öte, kurumsal bir tutarlılık sorunudur."
"Belirsizlik ekonomik maliyet üretiyor"
Enflasyonun sadece faizle değil, beklenti yönetimiyle kontrol altına alınabileceğini hatırlatan Eğilmez, birden fazla referans oran olmasının "çıpa" etkisini zayıflattığını belirtti. Belirsizliğin artmasının risk primini ve dolayısıyla borçlanma maliyetlerini doğrudan yükselttiğini vurgulayan iktisatçı, bu durumun somut ekonomik maliyetlere yol açtığını kaydetti.
İnandırıcılık vurgusu
Para politikasının etkinliğinin, kullanılan araçların sertliğinden ziyade hedeflerin inandırıcılığına bağlı olduğunu ifade eden Mahfi Eğilmez, yazısını şu kritik uyarıyla noktaladı: "Merkez bankacılığında güven, faizden daha güçlü bir araçtır. O zedelenirse, hiçbir oran yeterince yüksek olmaz."
