Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinin 20 Ağustos itibarıyla 188 milyar doları aşması ekonomi gündeminde geniş yankı uyandırırken, iktisatçı Mahfi Eğilmez’den dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Eğilmez, rezerv miktarından ziyade bu artışın hangi koşullarda ve hangi kaynaklardan sağlandığının sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
Rezerv Artışının Arkasındaki Mekanizma
Eğilmez, döviz kurunun kontrollü bir patikada tutulması ve yüksek TL faizinin, tasarruf sahipleri ile yabancı yatırımcılar için TL'yi cazip hale getirdiğini belirtti. Bu durumun dövizden TL'ye yönelimi artırdığını ve oluşan döviz likiditesinin bir kısmının TCMB tarafından alınarak rezervlere eklendiğini ifade etti.
Sistemin işleyişini özetleyen Eğilmez, şu mekanizmaya işaret etti:
Baskılanmış kur ve yüksek TL faizi, dolar bazında yüksek TL getirisi sağlıyor.
Tasarruf sahipleri ve yabancı yatırımcılar dövizden TL'ye geçiş yapıyor.
Merkez Bankası oluşan döviz likiditesini satın alarak rezervleri artırıyor.
"Sürdürülebilirlik ve Temkinli Yaklaşım Vurgusu"
Rezerv artışının ihracat, cari fazla ve kalıcı sermaye girişleri gibi temel dinamiklerden kaynaklanması durumunda çok daha sağlıklı olacağını vurgulayan Eğilmez, artışın kısa vadeli portföy tercihlerine dayanması halinde daha temkinli olunması gerektiğini belirtti.
Mevcut mekanizmanın tersine de çalışabileceğine dikkat çeken Eğilmez, kur üzerindeki kontrolün sürdürülemeyeceği yönündeki beklentilerin güçlenmesi halinde TL'den yeniden dövize geçişlerin hızlanabileceğini ifade etti. TCMB'nin gerçekleştirdiği faiz indirimlerinin biraz da bu maliyeti frenleme amacı taşıdığını kaydetti.
