Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), makroekonomik ve finansal sistemin röntgenini çeken Finansal İstikrar Raporu’nun 42’nci sayısını yayımladı. Küresel piyasalarda jeopolitik gerilimlerin ve ticaret savaşları endişelerinin gölgesinde hazırlanan 2026-I raporu, Türkiye'deki sıkı para politikası adımlarının iç talepteki dengelenmeye ve dezenflasyon sürecine sağladığı güçlü katkıyı ortaya koydu. Rapor, yurt dışı kaynaklı dalgalanmalara karşı Türk bankacılık sektörünün likidite ve sermaye tamponlarının sağlamlığını koruduğunu gösteriyor.
İşte 2026 yılı ilk yarı finansal görünümüne dair rapordan öne çıkan kritik başlıklar:
Küresel Piyasalarda Jeopolitik Oynaklık ve Enflasyon Baskısı
Orta Doğu’daki çatışma süreçleri ve küresel ticaret tarifelerindeki belirsizlikler, küresel jeopolitik risk ve VIX volatilite endekslerini tarihsel ortalamalarının üzerine taşıdı. Brent petrol ve enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketler küresel enflasyon görünümünü riske atarken, gelişmiş ülkelerde kamu borcu sürdürülebilirliğine dair kaygılar tahvil getirilerini yüksek seviyelerde tutmaya devam ediyor.
Bu küresel dalgalanma, gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) risk primlerini ve kur oynaklığını artırırken, Çin hariç GOÜ piyasalarından fon çıkışlarını hızlandırdı. Ancak enerji ihraç eden bazı gelişmekte olan ülkeler bu süreçte olumlu ayrışmayı başardı.
Kredilerde Kompozisyon Değişiyor: Bireysel Kartlarda Yavaşlama
Rapora göre, Merkez Bankası’nın attığı ilave makroihtiyati adımlar meyvelerini veriyor. Toplam kredi büyümesi genel olarak güçlü seyrini korusa da kredi kompozisyonu net bir şekilde Türk lirası (TL) lehine dönmüş durumda.
Teminatsız Krediler Hız Kesti: Alınan önlemlerle birlikte bireysel kredi kartı (BKK) ve kredili mevduat hesabı (KMH) büyüme hızlarında belirgin bir yavaşlama kaydedildi.
Yabancı Para Krediler: Yabancı para cinsinden kredi büyümesi oldukça düşük ve yatay bir seyir izliyor.
Aktif Kalitesi: Bankacılık sektörünün aktif kalitesinde sınırlı bir bozulma gözlense de ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarına yönelik yapılandırma düzenlemeleri risk artışını frenledi. Ticari kredilerin genel risk görünümü ise bireysel segmentten daha olumlu bir performans sergiliyor.
Reel Sektör Güvenli Limanda, Hanehalkı TL Mevduatı Seçti
Sıkı finansal koşulların reel sektör üzerindeki yansımaları da raporda detaylandırıldı. Firmaların borçluluk oranları tarihsel ortalamalarının altında kalmaya devam ediyor. Büyük ölçekli firmaların yabancı para açık pozisyonlarının ihracata oranı düşük seviyelerde kalırken, TL cinsinden finansman tabana yayılmış durumda.
Hanehalkı tarafında ise finansal borç kompozisyonunda kısa vadeli ve teminatsız kredilerin yükseliş trendi durduruldu; buna karşın konut kredilerinde hafif bir hızlanma görüldü. Tasarruf tercihlerinde ise yerleşiklerin TL mevduata olan güçlü ilgisi sürerken, kıymetli maden fiyatlarındaki agresif yükseliş nedeniyle YP mevduat havuzu içinde altın ve değerli metal hesaplarının payı arttı. Hanehalkı ayrıca yatırım ve bireysel emeklilik fonları (BES) ile tasarruflarını çeşitlendirmeyi sürdürüyor.
Bankacılık Sektörü Sermaye ve Likidite Tamponlarıyla Güçlü
Yurt dışı kaynaklı gelişmelere ve jeopolitik şoklara karşı Türkiye'nin risk primindeki (CDS) artışın sınırlı kalması, bankaların sendikasyon ve dış borç yenileme başarılarını destekledi. Sektörün dış borç yenileme oranları %100’ün üzerinde gerçekleşirken borçlanma maliyetlerinde de bir miktar gerileme yaşandı.
Artan fonlama maliyetleri net faiz marjlarındaki yükselişi yavaşlatsa da ücret ve komisyon gelirleri banka kârlılıklarını destekleyen en önemli unsur oldu. Sermaye yeterlilik rasyolarındaki geçici esnekliklerin kaldırılmasına rağmen, bankaların sermaye oranları yasal sınırların üzerinde ve uzun dönem ortalamalarına yakın seyrediyor.
Jeopolitik Riskler Şirketlerin Krediye Erişimini Nasıl Etkiliyor?
Raporda yer alan ve 2009-2023 dönemini kapsayan mikro verilerle yapılan öncü bir ampirik araştırma (Bölükbaş ve diğ., 2026), jeopolitik gelişmelerin finansal istikrar üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koydu. Şirketlerin dış ticaret ağları ile Birleşmiş Milletler nezdindeki diplomatik konumlanma verileri birleştirilerek hazırlanan "Firma Seviyesinde Jeopolitik Risk Endeksi" sonuçlarına göre:
Küresel siyasi şoklara ve jeopolitik risklere daha fazla maruz kalan ihracatçı firmaların, bankacılık sisteminden daha düşük montanda, daha yüksek faiz oranlarıyla ve daha kısa vadeli kredi kullanabildiği tespit edildi. Araştırma, jeopolitik risk faktörünün para politikası aktarım mekanizması ve finansal istikrar açısından kritik bir dışsal değişken olduğunu kanıtlıyor.
