Ünlü iktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisindeki arz ve talep dengesizliğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Sanayi ve hizmet üretimi artış gösterirken iç talebin duraklaması, ekonomide stok birikimi ve büyüme sancılarını beraberinde getiriyor.
Arz ve Talep Kavramları Yeniden Tanımlanıyor
Ekonomide her üretimin "arz", her isteğin ise "talep" olmadığını vurgulayan Eğilmez, bu iki temel kavramın satın alma gücü ve piyasa arzı ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Eğilmez’e göre, bir ürünün ekonomik anlamda arz sayılabilmesi için piyasaya satış amacıyla sunulması; talebin ise mutlaka bir satın alma gücüyle desteklenmesi gerekiyor.
İç Talep Neden Zayıflıyor?
Türkiye’de arz tarafını temsil eden Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) ve Hizmet Üretim Endeksi (HÜE) artış eğilimini korurken, hane halkı talebinin göstergesi olan Ticaret Satış Hacmi Endeksi yerinde sayıyor. Bu durgunluğun temel nedenleri arasında şunlar öne çıkıyor:
Yüksek Enflasyon: Alım gücünün erimesi tüketiciyi kısıtlıyor.
Borçlanma Limitleri: Kredi kartı limitlerinin dolması ve finansmana erişimin zorlaşması harcamaları aşağı çekiyor.
İhracatın Durumu: Üretilen malların ihracat yoluyla eritilememesi, ürünlerin stoklarda birikmesine yol açıyor.
Stok Birikimi Üretimi Durdurabilir
Mahfi Eğilmez, iç talep ve ihracatın zayıf kalması durumunda üretimin yavaşlayacağına dikkat çekti. Stokların artması, bir sonraki aşamada üretimde ivme kaybı, büyüme rakamlarında düşüş ve istihdam piyasası üzerinde baskı yaratma riski taşıyor.
Enflasyon mu Büyüme mi?
Bu tablo enflasyonla mücadele için kısa vadede olumlu bir "soğuma" sinyali olarak görülse de, uzun vadede sürdürülebilir bulunmuyor. Türkiye ekonomisinin, enflasyonla mücadele ile büyüme arasında siyasi ve ekonomik açıdan zorlayıcı bir sürece girdiğini belirten Eğilmez, yapısal reformların ve dengeli politika bileşimlerinin önemine vurgu yaptı.
