Av. Hüseyin Toksöz ile Yaşadığım Bir İcra Süreci Deneyimi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Av. Hüseyin Toksöz ile Yaşadığım Bir İcra Süreci Deneyimi

Bazen bir icra dosyası, sadece bir dosya değildir. Bir numara, bir tutar, bir takip olmaktan çok daha fazlasıdır. Arayan bir telefon, açılan bir konuşma ve o konuşmanın insanda bıraktığı his, sürecin kendisinden bile daha ağır olabilir.

Son dönemde yaşadığım bir icra süreci, bana tam olarak bunu düşündürdü.

Yaklaşık 100 bin TL civarındaki bir borç nedeniyle hakkımda icra takibi başlatıldı. Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın yaşadığı gibi, bu tablo da keyfi bir harcamanın değil; bozulan ekonomik dengelerin, artan yaşam maliyetlerinin ve reel olarak eriyen gelirlerin bir sonucu.

Şunu özellikle belirtmem gerekir: Maddi olarak imkânım oluştuğu anda bu borcu tek kalemde ödedim ve dosyayı kapattım. Yani bu süreç, “ödememekte direnen” bir borçlu-icra ilişkisi değil; ekonomik olarak sıkışık bir dönemin ardından yükümlülüğünü yerine getirmiş bir vatandaşın yaşadığı iletişim tecrübesidir.

Bu yüzden burada anlatmaya çalıştığım mesele borcun kendisi değil; borçlu konumuna düşen bir insana reva görülen üslup ve yaklaşım biçimidir.

İcra süreci başladıktan sonra neredeyse her gün telefonla aranmaya başladım. Aramaların sıklığını bir kenara bıraksak bile, asıl yıpratıcı olan şey, bazı görüşmelerde karşılaştığım iletişim diliydi.

Telefonu açtığım bazı konuşmalarda kullanılan hitap tarzını sert, kaba ve küçük düşürücü bulduğumu söylemeliyim. Hukuki bilgilendirme sınırlarını aşan, karşısındaki kişiyi psikolojik olarak baskı altına alan bir ton olduğunu düşündüm. Kurulan bazı cümleler, bir borç ilişkisinin çerçevesini aşarak korku duygusu yaratmaya yönelmiş gibiydi. Özellikle “evine haciz göndertirim” gibi ifadelerin, hukuki bir süreç hakkında bilgilendirme yapmaktan çok, bende korkutma amacı taşıdığı izlenimini bıraktığını söyleyebilirim.

Bir görüşmede telefonu açan kadın görevlinin konuşma tarzı ise, bugüne kadar resmi bir süreçte karşılaştığım en kaba üsluplardan biri olduğunu hissettirdi. Konuşma biçiminde ne ölçülü bir dil, ne de karşısındaki kişinin bir insan olduğunu hatırlatan bir yaklaşım vardı. Sanki karşımda bir dosya değil, susturulması gereken bir hedef varmış gibi bir tonla konuşuldu.

Bu konuşmalar bende şu düşünceyi güçlendirdi: Borçlu olmak, bazı uygulamalarda karşı tarafı azarlama, küçümseme ve psikolojik olarak yıpratma hakkı veriyormuş gibi görülüyor.

Oysa borç, hukuki bir durumdur.
Aşağılanmak ise hukuki bir zorunluluk değildir.

Borçlu olmak, insan onurundan vazgeçmek değildir

İcra süreci, hukukun tanımladığı bir tahsil mekanizmasıdır. Avukatın ve alacaklının görevi, bu süreci hukuki sınırlar içinde yürütmektir. Hukuki sınırlar; bağırmayı, korkutmayı, aşağılamayı ya da psikolojik baskıyı kapsamaz.

Borçlu bir vatandaşın; sürekli ve ısrarlı şekilde rahatsız edilmemesi, küçük düşürücü ifadelerle muhatap bırakılmaması, korku diliyle yönlendirilmeye çalışılmaması en temel insan hakları arasındadır.

Bu haklar, borç doğduğu anda ortadan kalkmaz.

Asıl sorun bireysel değil, sistemsel

Bu yazıyı kaleme almamın sebebi yalnızca kendi yaşadığım süreç değil. Bugün ülkede milyonlarca insan benzer dosyalarla, benzer telefonlarla, benzer konuşma tonlarıyla muhatap oluyor.

Ekonomik şartların ağırlaştığı, gelirlerin enflasyon karşısında eridiği bir ortamda icra dosyalarının artması şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan; bu tablonun bedelinin, zaten zor durumda olan insanlara sert, kırıcı ve yıpratıcı bir üslupla ödetilmeye çalışılması.

Hukuk devleti, yalnızca alacaklının değil, en zor durumdaki borçlunun da onurunu korumak zorundadır.

Bu yazı bir suçlama metni değil.
Bir kişisel deneyim anlatımıdır.

Bir icra dosyasının kağıt üzerindeki rakamlardan ibaret olmadığını, arkasında gerçek insanlar, gerçek hayatlar ve gerçek psikolojiler olduğunu hatırlatma çabasıdır.

Tahsilat, hukukla yapılır.
Psikolojik baskıyla değil.

Not: Bu yazı, yazarın kişisel deneyim ve değerlendirmelerine dayanmaktadır. Yazıda aktarılan hususlar kesin bir tespit veya hüküm niteliği taşımamakta olup, ilgili kişi ve tarafların cevap ve düzeltme hakkı saklıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *