Son on yılın en büyük düşüşlerinden birini yaşayan kıymetli metaller, yatırımcıların dipten satın alma iştahıyla yeniden atağa kalktı. Gümüş fiyatları yüzde 10 eşiğini aşarken, altın ons başına 5.000 dolar sınırına yaklaştı.
Cuma günü yaşanan sert düzeltmenin ardından değerli metaller piyasası haftaya güçlü bir geri dönüşle başladı. ABD dolarındaki zayıflama ve artan risk iştahı, gümüş ve altın fiyatlarını hızla yukarı taşıdı.
Gümüş Ons Başına 87 Doları Geçti
Haftanın en dikkat çekici hareketi gümüş cephesinde yaşandı. Yüzde 10’u aşan bir değer kazancı kaydeden gümüş, 87,45 dolar seviyesine kadar yükseldi. Spot altın ise yüzde 6’lık bir artışla 4.940 dolar seviyesine ulaşarak kayıplarının önemli bir kısmını telafi etti. Sektör temsilcileri, bu yükselişi "fırsat alımları" ve "güvenli liman arayışı" olarak yorumluyor.
Yükselişi Tetikleyen Temel Dinamikler
Geçtiğimiz ay rekor seviyelere ulaşan ralliyi tetikleyen unsurlar hala masada kalmaya devam ediyor. Uzmanlara göre fiyatlardaki oynaklığın arkasında şu ana başlıklar öne çıkıyor:
Jeopolitik Çalkantılar: Küresel ölçekteki belirsizlikler yatırımcıyı metal piyasasına itiyor.
Para Birimlerindeki Değer Kaybı: Fiat para birimlerine olan güvenin sarsılması altını destekliyor.
Merkez Bankası Bağımsızlığı: ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bağımsızlığına yönelik spekülasyonlar piyasada endişe yaratıyor.
Asya Piyasalarındaki Talep: Özellikle Çinli spekülatörlerin yoğun alımları piyasayı domine ediyor.
Bankalardan "6.000 Dolar" Tahmini
Pepperstone Group piyasa stratejisti Ahmad Assiri, temel göstergelerin hala güçlü olduğunu ancak kısa vadede oynaklığın sürebileceğini belirtti. Kurumsal tarafta ise iyimserlik korunuyor. Deutsche Bank AG, yayınladığı son notta külçe altın için 6.000 dolar hedef fiyat tahminini yineledi.
Diğer yandan platin ve paladyum da yüzde 3’ün üzerinde değer kazanırken, Bloomberg Dolar Spot Endeksi ise yüzde 0,2’lik bir düşüşle metallerdeki yükselişi destekledi. Bloomberg stratejistleri, yaşanan 3 günlük düşüşün sağlıklı bir düzeltme olduğunu, uzun vadeli yükseliş trendinin ise jeopolitik risklerle desteklenmeye devam edeceğini öngörüyor.
