YatırımX Piyasa Türk Finfluencerlarından neden uzak duruyorum?

Türk Finfluencerlarından neden uzak duruyorum?

Yazarımız Alper Tunga Akkuş, Türkiye'de finfluencer etkisini, sosyal medya algısını ve yatırımcı davranışlarını büyük veri perspektifinden değerlendirdi.

16 yıllık bir bilgisayar mühendisiyim. Uzmanlık alanım büyük veri. Yani milyonlarca insanın neye tıkladığını, neye inandığını, neyi paylaştığını ve hangi içeriklerle yönlendirildiğini analiz ederek geçen bir kariyer.

Bu yüzden sosyal medyaya çoğu insandan biraz farklı bakıyorum.

Çünkü ekranda gördüğünüz şey ile gerçekte olan şey çoğu zaman aynı değildir.

Bir paylaşımın çok beğeni alması doğru olduğu anlamına gelmez.

Bir hesabın yüz binlerce takipçisi olması bilgili olduğu anlamına gelmez.

Bir videonun milyonlarca kez izlenmesi de içindeki bilginin değerli olduğunu göstermez.

Ama ne yazık ki Türkiye'de insanlar artık doğruluğu araştırmıyor.

Popülerliği araştırıyor.

Eskiden insanlar "Bu doğru mu?" diye sorardı.

Şimdi "Kaç kişi beğenmiş?" diye bakıyor.

Eskiden kaynak aranırdı.

Şimdi etkileşim aranıyor.

Eskiden bilgi değerliydi.

Bugün ise görünürlük.

Ve sanırım dünya üzerinde sosyal medyada gördüğü her şeye bu kadar hızlı inanabilen başka bir toplum bulmak zor.

Çünkü bizde insanlar bilgiye değil, güvenmek istedikleri kişilere yatırım yapıyor.

Sorun da tam burada başlıyor.

Bu yüzden son yıllarda ortaya çıkan finfluencer kültürüne hep mesafeli yaklaştım.

Çünkü sosyal medyada finans konuşan birçok kişinin başarısı analiz kalitesinden değil, algoritmayı ne kadar iyi kullandığından geliyor.

Bir grafik.

Bir yabancı kaynak çevirisi.

Birkaç iddialı cümle.

Birkaç başarılı işlem paylaşımı.

Ve bir bakmışsınız karşınızda yeni bir finans gurusu var.

Oysa piyasa böyle çalışmıyor.

Borsa; beğeni sayısıyla değil, bilanço ile çalışıyor.

Retweet ile değil, nakit akışıyla çalışıyor.

Takipçi sayısıyla değil, şirket performansıyla çalışıyor.

Mesela Midas. Midas'ı hiç kullanmadım. Bu nedenle uygulama hakkında teknik değerlendirme yapacak değilim.

Ancak objektif olmak gerekirse Türkiye'de yatırım alışkanlıklarını değiştiren şirket oldu.

Şirket yıllar içinde milyonlarca dolarlık yatırım aldı.

Türkiye fintech ekosisteminin en görünür girişimlerinden biri haline geldi.

CEO'su Egem Eraslan da doğal olarak yatırım dünyasında tanınan isimlerden biri oldu.

Benim dikkatimi çeken ise Midas değil.

Midas hakkında konuşanlar.

Bir gün uygulama güncellemesini öve öve bitiremeyenler ertesi gün müşteri deneyimi uzmanına dönüşüyor.

Bir gün CEO'nun erişilebilirliğini anlatanlar ertesi gün kurumsal yönetim eleştirmeni oluyor.

Fikir değiştirmek normaldir.

Yanılmak da normaldir.

Ama Türkiye'de bazı isimlerin uzmanlık alanı gündeme göre değişiyor.

Bu durum bana hep ilginç gelmiştir.

Cuma Çevik örneğinde ise daha da ilginç bir tablo görüyorum.

Kendisi finans sektöründen gelmiyor.

Fotoğrafçılık geçmişiyle tanınan bir isimken zaman içerisinde finans içerikleri üretmeye, topluluklar kurmaya ve ücretli üyelik sistemleri oluşturmaya başladı.

Sponsorlu içerik aldığında gayet mutlu, Midas'ı övüyor…

Bunda yanlış olan bir şey yok.

Herkes istediği alanda içerik üretebilir.

Ancak benim anlamakta zorlandığım nokta şu:

İnsanlar bir kişinin finans geçmişine, yatırım tecrübesine, analiz kalitesine veya ortaya koyduğu çalışmalara bakmadan nasıl bu kadar kolay güvenebiliyor?

Ne olduysa bir anda Midas'a yoğun eleştiri yapmaya başlıyor?

Açıkçası buna hayret ediyorum.

Çünkü Türkiye'de insanlar çoğu zaman ne söylendiğine değil, kimin söylediğine inanıyor.

Takipçi sayısı arttıkça sorgulama azalıyor.

Mavi tik geldikçe eleştirel düşünce kayboluyor.

Bir noktadan sonra insanlar yatırım yapmayı bırakıp taraftarlık yapmaya başlıyor.

Bora Özkent örneğinde de benzer bir durum görüyorum.

Ekşi Sözlükte tarafsız bir yorum…

Bir kesim onu piyasa kahini olarak görüyor.

Bir başka kesim ise görüşlerini aşırı iyimser buluyor.

Aslında mesele Bora Özkent değil.

Mesele Cuma Çevik değil.

Mesele Egem Eraslan değil.

Mesele insanların kendi düşünme sorumluluğunu başkalarına devretmesi.

Çünkü yatırımcı olmak zor.

Şirket incelemek zor.

Bilanço okumak zor.

Sektör öğrenmek zor.

Ama bir finfluencerın tweetini alıp yatırım kararı vermek çok kolay.

Sonra boğa piyasası geliyor.

Herkes dahi oluyor.

Herkes vizyoner oluyor.

Herkes geleceği görmüş oluyor.

Piyasa düştüğünde ise suçlu aranıyor.

Dün alkışlanan insanlar bugün hedef tahtasına konuluyor.

Çünkü aslında sorun kişilerde değil.

Sorun insanların finansal kararlarını başkalarına teslim etmesinde.

Türkiye'nin finfluencer problemi tam olarak burada başlıyor.

İnsanlar yatırım yapmıyor.

İnsanlar birilerine inanıyor.

Ve borsada en pahalı şey çoğu zaman yanlış hisse değildir.

Yanlış insana duyulan güvendir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *