YatırımX Ekonomi ABD varlıkları alarm veriyor: 'ABD'yi Sat' teması gündemde

ABD varlıkları alarm veriyor: 'ABD'yi Sat' teması gündemde

ABD'de ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlikler yatırımcıları yeniden "ABD'yi sat" stratejisine yöneltti. Dolar ve ABD tahvillerinde risk algısı güçleniyor.

Küresel piyasalarda bir dönem etkili olan "ABD'yi sat" (Sell America) teması yeniden yatırımcıların gündemine girdi. ABD'de son dönemde alınan ekonomi politikası kararları, dolar ve ABD Hazine tahvillerine yönelik güveni yeniden sorgulatırken, uluslararası yatırımcılar portföylerinde ABD varlıklarının ağırlığını azaltmayı değerlendiriyor.

Özellikle tahvil ve döviz piyasalarında yaşanan gelişmeler, ABD ekonomisine yönelik risk algısının yeniden yükseldiğine işaret ediyor.

Politika kararları yatırımcıları tedirgin ediyor

Piyasalarda yeniden gündeme gelen bu stratejinin arkasında, ABD yönetiminin ekonomi politikalarına ilişkin artan belirsizlikler bulunuyor.

Hatırlanacağı üzere, Nisan 2025'te ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı gümrük vergileri sonrasında dolar, ABD hisse senetleri ve Hazine tahvillerinde eş zamanlı satışlar yaşanmıştı. Her ne kadar bu dalga kısa sürede etkisini kaybetmiş olsa da yatırımcılar, ABD'nin büyüyen bütçe açıklarını finanse etme kapasitesini ve doların küresel rezerv para statüsünü yeniden sorgulamaya başlamıştı.

Fed Başkanı Warsh'ın tutumu dikkat çekiyor

Yatırımcıların temkinli yaklaşımının nedenlerinden biri de Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyonla mücadele konusunda verdiği mesajlar oldu.

Piyasalarda, Warsh'ın sınırlı iletişim stratejisinin enflasyonla mücadele konusundaki kararlılığı konusunda soru işaretleri oluşturduğu değerlendiriliyor.

Öte yandan Wall Street Journal'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başlamasının ardından Warsh ile birçok kez telefon görüşmesi gerçekleştirdiği öne sürüldü. Haberde, Beyaz Saray ile Fed arasındaki iletişim kanalının geçmiş dönemlerden farklı olarak açık tutulduğu belirtilirken, görüşmelerde para politikasının ele alınıp alınmadığının ise net olmadığı ifade edildi.

Dolar üzerindeki baskı artıyor

Piyasaların dikkatle izlediği bir diğer gelişme ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Japon yeni lehine gerçekleştirilebilecek olası döviz müdahalesine destek vermesi oldu.

Uzmanlar, bu tür adımların ABD tahvil piyasasını bozmayacak şekilde planlansa bile dolar üzerinde ilave baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Bu gelişmelerin etkisiyle 30 yıllık ABD Hazine tahvili faizi yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkarak 2007 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Fed toplantısının ardından faizlerde yaşanan yükselişin bir bölümü geri çekilse de piyasalardaki tedirginlik sürüyor.

Güçlü faizlere rağmen dolar değer kaybediyor

Normal şartlarda yükselen tahvil faizlerinin doları desteklemesi beklenirken, son bir ayda ABD doları G-10 ülkelerinin para birimlerinin büyük bölümüne karşı değer kaybetti.

Gama Asset Management Küresel Makro Portföy Yöneticisi Rajeev De Mello, ekonomi yönetiminden gelen çelişkili mesajların yatırımcı güvenini zayıflattığını belirterek, politika risklerinin dolar ve ABD tahvil piyasasına yansımaya başladığını ifade etti.

Brandywine Global Investment Management Fon Yöneticisi Carol Lye ise piyasalara verilen karmaşık mesajların uluslararası sermayenin ABD'ye yönelmesini zorlaştırdığını söyledi. Lye, şirketin orta vadede dolar karşısındaki düşüş beklentisini koruduğunu açıkladı.

Küresel yatırımcıların odağında ABD varlıkları var

Uzmanlar, ABD ekonomisine ilişkin mali disiplin, para politikası ve siyasi belirsizliklerin önümüzdeki dönemde küresel sermaye akımlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Doların rezerv para konumu güçlü kalmaya devam etse de yatırımcıların risk algısındaki değişim, ABD tahvilleri ve dolar üzerinde baskının sürebileceğine işaret ediyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *