Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yatırım fonlarına yönelik yeni düzenlemesi, özellikle serbest fonlar ve fiili dolaşımı düşük şirket hisselerinde yüksek pozisyon taşıyan fonları yakından ilgilendiriyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, yatırımcıların düzenleme sonrasında aceleyle satış kararı vermek yerine fonlarının portföyünü ve yeni kuralların olası etkilerini incelemesi gerektiğine dikkat çekti.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun 28 Ağustos 2026 tarihinde Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber üzerinde yaptığı değişiklikler, yatırım fonlarının portföy yönetimi ve belirli hisselerde taşıyabileceği pozisyonlara ilişkin yeni kurallar getirdi.
Düzenlemeyle birlikte özellikle serbest fonların yatırım stratejileri, hisse pozisyonları ve portföy yönetim şirketlerinin faaliyet yapıları açısından önemli değişiklikler gündeme geldi.
Yeni düzenlemenin ardından yatırımcıların en çok merak ettiği konuların başında ise “Fonumu satmalı mıyım?” sorusu geliyor.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Kendime Yazılar” başlıklı değerlendirmesinde, yatırımcıların yalnızca düzenleme haberine bakarak karar vermemesi gerektiğini belirterek fonların mevcut portföy yapısına dikkat çekti.
Fonların hisse pozisyonlarına yeni sınır
SPK’nın düzenlemesinde öne çıkan başlıklardan biri, yatırım fonlarının belirli şirketlerin hisselerinde taşıyabileceği pozisyonlara getirilen sınırlamalar oldu.
Yeni kurallara göre bir fonun bir şirkette taşıyabileceği pozisyonun büyüklüğünde, şirketin fiili dolaşım oranı dikkate alınacak. Bunun yanı sıra aynı portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen birden fazla fonun aynı hissede oluşturabileceği toplam pozisyon da belirli sınırlandırmalara tabi olacak.
Bu düzenlemenin özellikle fiili dolaşım oranı düşük şirketlerde yüksek miktarda pozisyon taşıyan fonlar açısından daha belirgin sonuçlar doğurması bekleniyor.
Kurallara uyum sağlamak isteyen bazı fonların portföylerinde değişiklik yapması gerekebilecek. Bu kapsamda belirli hisselerdeki pozisyonların azaltılması ve portföyün farklı hisse senetleri ya da yatırım araçlarıyla yeniden yapılandırılması gündeme gelebilecek.
Fonun hisse satması yatırım görüşünün değiştiği anlamına gelmeyebilir
Mahfi Eğilmez’in yatırımcılar açısından dikkat çektiği önemli noktalardan biri de fonların yapabileceği zorunlu portföy değişiklikleri oldu.
Bir fonun belirli bir hissedeki ağırlığını azaltması, her zaman fon yöneticisinin söz konusu şirket hakkındaki görüşünün olumsuza döndüğü anlamına gelmeyebilir.
Fon yöneticileri, yeni SPK düzenlemesine uyum sağlamak amacıyla da bazı hisselerdeki pozisyonlarını azaltabilir. Bu nedenle yatırımcıların mevzuat nedeniyle gerçekleştirilen portföy değişiklikleri ile yatırım stratejisi doğrultusunda yapılan satışları birbirinden ayırması önem taşıyor.
Hangi fonlar daha fazla etkilenecek?
SPK’nın yeni düzenlemesinin tüm yatırım fonlarını aynı ölçüde etkilemesi beklenmiyor. Etkinin boyutu, fonun türüne, yatırım stratejisine ve portföyündeki varlıkların dağılımına göre değişiklik gösterecek.
Para piyasası fonları
Kısa vadeli ve likit yatırım araçlarına ağırlık veren para piyasası fonlarında düzenlemenin doğrudan etkisinin daha sınırlı olması bekleniyor.
Altın ve kıymetli maden fonları
Altın ve diğer kıymetli madenlere yatırım yapan fonlarda da yeni hisse pozisyonu kurallarının etkisi görece sınırlı kalabilir. Bu fonların performansında altın fiyatları ve döviz kuru gibi piyasa dinamikleri belirleyici olmaya devam edecek.
Hisse senedi fonları
Özellikle fiili dolaşım oranı düşük şirketlerde yüksek pozisyon taşıyan hisse senedi fonlarında portföy değişiklikleri gündeme gelebilir.
Serbest fonlar
Daha esnek yatırım stratejilerine sahip olan serbest fonlar, yeni pozisyon sınırlamalarının etkilerinin yakından takip edilmesi gereken fon gruplarının başında geliyor.
Serbest fon yatırımcılarının bu süreçte yalnızca geçmiş performansa değil, yeni kuralların fonun gelecekteki portföy dağılımını nasıl değiştirebileceğine de bakması önem taşıyor.
Portföy yönetim şirketlerine de yeni şartlar
SPK düzenlemesi yalnızca yatırım fonlarının portföylerini ilgilendirmiyor. Portföy yönetim şirketlerinin sermaye yapısı ve faaliyetlerine ilişkin yeni koşullar da getiriliyor.
2027 yılı için geniş yetkili portföy yönetim şirketlerinde başlangıç ve asgari ödenmiş sermaye şartının 500 milyon TL, faaliyetleri sınırlı şirketlerde ise 250 milyon TL olarak belirlenmesi öngörülüyor.
Ayrıca şirketlerin oluşturabileceği serbest fon sayısının, bünyelerinde çalışan portföy yöneticisi sayısıyla ilişkilendirilmesine yönelik düzenlemeler de bulunuyor.
Söz konusu değişikliklerin portföy yönetim şirketlerinin faaliyet modelleri ve yeni fon kurma kapasiteleri üzerinde de etkili olması bekleniyor.
Yatırımcılar ne yapmalı?
Yeni SPK düzenlemesini gören yatırımcıların ilk refleksi fonlarını satmak olabilir. Ancak uzman değerlendirmelerine göre yalnızca düzenleme haberine dayanarak alım veya satım kararı vermek doğru olmayabilir.
Yatırımcıların öncelikle fonun türünü, yatırım stratejisini ve mevcut portföy dağılımını incelemesi gerekiyor.
Özellikle belirli şirket hisselerinde yoğunlaşan fonlarda, yeni pozisyon sınırlarının portföy üzerinde nasıl bir değişiklik yaratabileceği takip edilmeli.
Bir fonun portföyündeki hissenin ağırlığının azalması da tek başına yatırım kararının değiştiği şeklinde yorumlanmamalı. Değişikliğin mevzuata uyum amacıyla mı yoksa fon yöneticisinin yatırım tercihi nedeniyle mi yapıldığına bakılması gerekiyor.
“Fonumu satmalı mıyım?” yerine bu soruya dikkat
Mahfi Eğilmez’in değerlendirmesine göre yatırımcıların odaklanması gereken temel konu, fonu hemen satıp satmamak değil.
Asıl soru, “Fonumun portföyünde hangi varlıklar bulunuyor ve yeni SPK düzenlemesi bu portföyü nasıl değiştirebilir?” olmalı.
Yeni kuralların fonun risk ve getiri profilini nasıl etkileyebileceği, portföy yöneticisinin hangi hisselerde pozisyon azaltabileceği ve fonun yatırım stratejisinde bir değişiklik olup olmayacağı birlikte değerlendirilerek karar verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
