YatırımX Gündem Bir Akademisyen, Bir Tweet, Bir Yayın: Prof. Dr. Aysel Gündoğdu

Bir Akademisyen, Bir Tweet, Bir Yayın: Prof. Dr. Aysel Gündoğdu

Yazarımız Alper Tunga Akkuş, Prof. Dr. Aysel Gündoğdu’nun TERA fonlarıyla ilgili geçmiş paylaşımlarını ve 2017 tarihli akademik çalışmasını ele alarak finans akademisyenlerinin kamusal sorumluluğunu sorguluyor.

Bazen geçmişe dönüp bakmak gerekiyor.

Çünkü bugün yaşananları anlamanın yollarından biri de ortalık henüz karışmamışken kimlerin ne söylediğine bakmak.

TERA fonlarında yaşanan süreç ortada. Temerrüt tartışmaları, fonlara ilişkin alınan kararlar ve hepsinden önemlisi bugün canı yanan yatırımcılar var.

Ben ise bu yazıda yaşananlardan sonrasına değil, öncesine bakacağım.

Tarih 2 Eylül 2026.

Prof. Dr. Aysel Gündoğdu, sosyal medya hesabından favorilerinde bulunan dört yatırım fonunun ekran görüntüsünü paylaşıyor:

THF, TLY, TP2 ve DOH.

Üzerine de tek kelime yazıyor:

“Başarılı 👏”

Resim

Tarihin altını özellikle çiziyorum.

2 Eylül.

Yani bugün TERA fonlarıyla ilgili konuştuğumuz temerrüt ve diğer ağır gelişmeler henüz yaşanmamış.

Zaten benim dikkat çekmek istediğim nokta tam olarak burada.

Bu paylaşımı yapan kişi sıradan bir sosyal medya kullanıcısı değil.

Finans alanında çalışan bir profesör.

Üstelik yatırım fonları konusunda eğitimler vermiş, yatırımcıya fon seçimini anlatmış bir akademisyen.

Dolayısıyla “Başarılı 👏” ifadesine yalnızca sosyal medyada yazılmış sıradan bir kelime olarak bakmak bana doğru gelmiyor.

Çünkü sözün sahibinin uzmanlığı arttıkça, o sözün ağırlığı da artıyor.

Yedi gün sonra bir tweet daha

Takvim bu kez 9 Eylül 2026'yı gösteriyor.

Prof. Dr. Aysel Gündoğdu şöyle yazıyor:

“Yakında sermaye piyasasında TERA analizi diye yüksek lisans tezleri çıkmaya başlar.”

Resim

Yine altını çiziyorum: Bu paylaşım da bugün tartıştığımız sonraki gelişmelerden önce yapılıyor.

Dolayısıyla benim eleştirim “Olaylar yaşandı, sonra farklı konuştu” değil.

Tam tersine.

Ben olaylardan önce TERA'ya yönelik bu olumlu yaklaşımı sorguluyorum.

Çünkü bugün geriye dönüp baktığımızda önümüzde iki paylaşım duruyor.

Birinde TERA fonlarının da bulunduğu liste ve altında:

“Başarılı 👏”

Diğerinde ise TERA'nın yüksek lisans tezlerine konu olabileceğini söyleyen bir değerlendirme.

Bunları yazan kişi de sermaye piyasaları üzerine çalışan bir akademisyen.

Sonra karşıma 2017 tarihli bir makale çıktı

Prof. Dr. Aysel Gündoğdu'nun akademik geçmişine bakarken oldukça dikkat çekici bir çalışmasına rastladım.

Yıl 2017.

Makalenin başlığı aynen şöyle: “Türk Sermaye Piyasasında Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı Suçu Düzenlemelerinin İrdelenmesi.”

Makalenin tamamını okumadım.

Dolayısıyla içeriğinin bilimsel niteliği üzerine yorum yapmayacağım.

Bu makaleden hareketle Prof. Dr. Aysel Gündoğdu'ya herhangi bir suç isnadında bulunmak gibi bir düşüncem de yok.

Benim dikkatimi çeken başka bir şey.

Dokuz yıl önce sermaye piyasasında bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı düzenlemeleri üzerine akademik makale yayımlayan bir isimden bahsediyoruz.

Dokuz yıl sonra aynı isim, aralarında TERA fonlarının bulunduğu ekran görüntüsünü paylaşarak: “Başarılı 👏” diyor.

Bugün yaşananlardan sonra bu iki görüntüyü yan yana koyunca insan ister istemez düşünüyor.

Mesele geleceği bilmek değil

Burada hakkaniyetli olmak lazım.

Hiç kimse geleceği bilmek zorunda değil.

Bir akademisyen de birkaç gün veya birkaç hafta sonra bir fonda ne yaşanacağını önceden görmek zorunda değil.

Ben Prof. Dr. Aysel Gündoğdu'ya “Yaşanacakları biliyordunuz” demiyorum.

Bilmiyorum.

“Bu fonları siz pazarladınız” da demiyorum.

Buna ilişkin elimde böyle bir veri yok.

Fakat bildiğimiz bir şey var:

Akademik unvan güven yaratır.

Özellikle uzmanlık alanınız finanssa, yatırım fonları konusunda eğitim veriyorsanız ve sosyal medyada da Prof. Dr. unvanınızla konuşuyorsanız söyledikleriniz sıradan bir sosyal medya kullanıcısının söyledikleriyle aynı algılanmayabilir.

Takipçiniz yalnızca “Aysel Gündoğdu bu fonları başarılı bulmuş” diye düşünmeyebilir.

“Bir finans profesörü bu fonları başarılı bulmuş” diye de düşünebilir.

İki cümle arasındaki fark küçük görünse de sermaye piyasalarında hiç küçük değildir.

Akademisyenlik biraz da budur

Bence tartışılması gereken esas mesele burada.

Akademik unvan yalnızca ismin önüne yazılan birkaç harften ibaret değil.

Toplum size o unvan nedeniyle belli bir güven duyuyor.

Hele konu insanların parasıysa...

Hele insanların yıllarca çalışıp biriktirdiği tasarruflardan bahsediyorsak...

Uzmanlık beraberinde daha fazla özen gerektirir.

Bugün TERA fonlarında yaşanan süreç nedeniyle canı yanan yatırımcılar var.

Onlara dönüp “Neden aldınız?” demenin kolaycılık olduğunu düşünüyorum.

İnsan parasını kaybetmiş veya parasına erişemiyorsa zaten yeterince ağır bir bedel ödüyor.

Asıl sorgulanması gerekenlerden biri, sermaye piyasalarında sözü ağırlık taşıyan insanların bu ağırlığın ne kadar farkında olduğu.

Çünkü işler yolunda giderken bir finansal ürünü alkışlamak kolay.

Asıl mesele, o alkışı atarken insanların sizi neden dinlediğini unutmamak.

2017:

“Türk Sermaye Piyasasında Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı Suçu Düzenlemelerinin İrdelenmesi.”

2 Eylül 2026:

“Başarılı 👏”

9 Eylül 2026:

“Yakında sermaye piyasasında TERA analizi diye yüksek lisans tezleri çıkmaya başlar.”

Sonrasında yaşananları ise bugün hep birlikte izliyoruz.

Tekrar söyleyeyim: Ben buradan Prof. Dr. Aysel Gündoğdu'ya herhangi bir suç isnat etmiyorum.

Ama bir finans akademisyeninin kamusal sorumluluğunu sorguluyorum.

Çünkü akademisyenlik yalnızca makale yazmak, ders vermek veya ismin önüne unvan koymak değildir.

Sahip olduğunuz bilginin insanlarda yarattığı güvenin sorumluluğunu da taşımaktır.

Kimse bir profesörden geleceği görmesini bekleyemez.

Ama özellikle insanların parasından söz ediyorsak, bir profesörden söylediği sözün ve attığı alkışın ağırlığını bilmesini bekleyebiliriz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *