YatırımX Gündem Türkiye elendi, tartışma gazetecilere döndü: Amerika seyahatini kim ödedi?

Türkiye elendi, tartışma gazetecilere döndü: Amerika seyahatini kim ödedi?

Milli takımın mağlubiyeti kısa sürede unutuldu, gündem gazetecilere döndü. Amerika seyahatleri, uçak biletleri ve sosyal medyanın "etki gücü" tartışması... Alper Tunga Akkuş değerlendirdi.

Türkiye yine kaybetti.

Aslında buna artık şaşıran kaldığını da sanmıyorum. Maç boyunca sahada ortaya konan oyun, son yıllarda alıştığımız milli takım performanslarından çok farklı değildi.

Bir tarafta her topu alınca yanlış karar vermeyi başaran bir hücum hattı vardı. Özellikle Barış Alper'i izlerken insan bazen rakip savunmanın mı yoksa kendi takım arkadaşlarının mı daha çok yorulduğunu anlayamadı. Top ayağına geldiğinde tribünlerin heyecanlanmasından çok endişelenmesi belki de maçın en ilginç detaylarından biriydi.

Kalede ise yıllardır Türkiye'nin en iyi kalecilerinden biri olarak gösterilen Uğurcan Çakır vardı. Ancak milli takım forması altında yine soru işaretleri bırakan bir performans izledik. Büyük kaleciler bazen maç kurtarır. Bu maçın ardından ise insanların aklında kurtarışlardan çok yenilen goller kaldı.

Fakat ilginç olan şu:

Maç bittikten sonra insanlar futbol konuşmayı bıraktı.

Kimse taktiği konuşmadı.

Kimse sistemi konuşmadı.

Kimse teknik direktörü konuşmadı.

Sosyal medyada gündem bir anda gazetecilere döndü.

Özellikle Adem Metan, Deniz Satar ve maçı yerinde takip eden diğer isimler, bir anda maçın önüne geçti. Gelen eleştirilerin ardından bazı gazeteciler uçak biletlerini ve seyahat masraflarını kendilerinin karşıladığını açıkladı.

Peki sorun gerçekten uçak bileti miydi?

Bence değildi.

Hatta biri çıkıp faturayı paylaşsa bile tartışma bitmeyecekti.

Çünkü insanların sorduğu soru başka.

Bu isimler gerçekten kamuoyunda anlatıldığı kadar etkili mi?

Yıllardır bazı gazeteciler ve içerik üreticileri adeta birer referans noktası gibi sunuluyor.

Bir organizasyon varsa onlar çağrılıyor.

Bir firma görünür olmak istiyorsa onlar tercih ediliyor.

Bir etkinlik düzenleniyorsa ilk onlar davet ediliyor.

Fakat son günlerde ortaya çıkan tablo başka bir gerçeği gösterdi.

Takipçi sayısı ile etki aynı şey değil.

Bir hesabın yüz binlerce takipçisi olabilir.

Videoları milyonlarca kez izlenebilir.

Ancak ilk ciddi tartışmada ortaya çıkan tepkiye baktığınızda insanların önemli bir bölümünün bu isimleri sanıldığı kadar önemsemediğini de görüyorsunuz.

Belki de yıllardır görünürlüğü etki zannediyoruz.

Belki de markalar etki satın aldığını düşünürken aslında yalnızca görünürlük satın alıyor.

Çünkü gerçek etki, insanların sizi tanıması değil; size değer vermesidir.

Bu yüzden son günlerde aklıma takılan soru şu:

Eğer bu isimler gerçekten anlatıldığı kadar etkiliyse, neden en küçük tartışmada bu kadar yoğun tepki görüyorlar?

Belki de sorun gazetecilerde değil.

Belki de sorun, yıllardır oluşturulan etki algısında.

Türkiye maçı kaybetti.

Birkaç gün sonra Barış Alper'in kaçırdığı pozisyonlar da unutulacak.

Uğurcan'ın yediği goller de unutulacak.

Ama geriye şu soru kalacak:

Gerçekten etkili olan kim? Çok takip edilen mi, yoksa insanlar tarafından gerçekten önemsenen kişi mi?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *