YatırımX Piyasa Oğuz Demir'den fon krizi analizi: "Bu gövde kaçırma operasyonudur"

Oğuz Demir'den fon krizi analizi: "Bu gövde kaçırma operasyonudur"

Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir ile 131 fonun tasfiyesiyle sarsılan piyasaları, küçük yatırımcı mağduriyetini ve krizin arka planını konuştuk.

Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı en büyük finansal operasyonlardan biri olarak kayıtlara geçen fon krizinde sular durulmuyor. 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesi ve 455 bini aşkın yatırımcının mağdur olması sermaye piyasalarındaki güven zeminini sarstı. Siyasilerin, eski bakanların ve iş dünyasının isimlerinin de karıştığı bu devasa skandalı, ekonomist ve akademisyen Doç. Dr. Oğuz Demir ile tüm yönleriyle masaya yatırdık.

"Bu sıradan bir kriz değil, gövdeyi kaçırma operasyonu"

Son dönemde patlak veren ve 131 fonun tasfiyesiyle sonuçlanan bir süreç var. Bu sizce sıradan bir piyasa kazası mı, yoksa organize bir denetimsizliğin sonucu mu? 

Yani bu büyük bir miktarda, itibariyle de etkilenen insan sayısı itibariyle de sıradan bir kriz demek kesinlikle doğru olmaz. Son yıllarda yaşadığımız belki de en büyük ölçekli finansal operasyon bu. Burada asıl dikkat edilmesi gereken konu bunun zaten uyarılarının daha önceden yapılmış olmasıydı. Yani bizzat en yetkili makamlardan biri olan Hazine ve Maliye Bakanı dahil olmak üzere farklı finansçılar, iktisatçılar burada bir sıkıntılı durum oluştuğunu, bugün bu sıkıntının arttığını zaten ifade ettiler. Dolayısıyla buna rağmen, bunun farkında olmasına rağmen o dönemde de herhangi bir soruşturma başlatılmamış olması, herhangi bir inceleme başlatılmamış olması, burada bir denetimsizliğin olduğunu, burada bir gövdenin kaçırılmak istenmiş bir süreç olduğuna işaret ediyor.

SON DAKİKA... SPK fon mağduru sayısını açıkladı - Sözcü

Yüzbinlerce küçük yatırımcının güvenli liman diyerek parasını yatırdığı fonların bu kadar kolay manipüle edilmesi, bize Türkiye'deki sermaye piyasalarının denetimi hakkında ne söylüyor?

Tabii, burada birçok kurumda yaşanan birtakım kapasite sorunlarından birinin de Sermaye Piyasası Kurulu'nda da yaşandığı, denetimi yapmakla ilgili diğer kurumlarda da yaşandığına ilişkin bir mesaj veriyor. Özellikle güven temelli, güveni esas alan, insanların tasarruflarıyla yatırımları bir araya getirmeye çalışan bu tip piyasalarda böyle sonuçların ortaya çıkması, o güven açısından ciddi bir sorun. Bu denetimler bu yüzden, bu güvenin istikrarı için var, bu güvenin sağlanması için var. Dolayısıyla buralarda yapılan bu tip yanlışlar, hatalar ve bu tip yaklaşımlar ya da bile bile yapılan işler, yani birtakım iddialar da var, tabii o güven açısından ciddi sıkıntı yaratıyor. Küçük yatırımcının önümüzdeki dönemde buralara girebilmesine yönelik bir tedirginlik yaratacağı da aşikar.

455 bini aşkın yatırımcının fonlarda parası kaldı ve hala bir tasfiye süreci yürütülüyor. "Kar özelse zarar kamusal olmaz" ilkesi üzerinden bakarsak, bu mağduriyetin faturası nihayetinde kime kesilecek? Küçük yatırımcı parasını geri alabilecek mi?

Bunda bir siyasi karar olacak, sonuçta bu saatten sonra artık siyasi bir süreci, yani siyasetçiler orada, iktidar bir karar verecek, bunu kamuya yansıtıp yansıtmayacağı, yansıtmayacaksa ne kadarını tahsil edip ödeyebileceği, bütün bunlar da tabii çalışılacak. Şu an elimizde bununla ilgili rakamlar ne kadar hâlihazırda ne büyüklükte, burada ortaya çıkan hasarın ne kadarı bu mevcut eldeki kaynakla ödenebilecek durumda, burada ödenemeyen tutar ne kadar ve bu tutarın bir başka kaynakla ödenmesi mümkün olabilir mi? Bunları görmeden sadece spekülasyon yapabiliriz. Dolayısıyla bence kamunun da bu noktada aydınlatılmasında fayda var. Özellikle MKK, ilgili kurumlar, Hazine ve Maliye Bakanlığı, buradaki hasarın büyüklüğünü ve bu hasardan etkilenen insanların hangi ölçekte yatırım yaptığını kamuoyuyla paylaşırsa, hep beraber aslında bundan sonraki sürece ilişkin daha net bir fikir yürütebiliriz.

Nihat Zeybekci, İsmail Saymaz’a verdiği demeçte "Ben de mağdurlardan biriyim" diyerek eski bakanların dahi etkilendiği bir tablodan bahsediyor. Siyasetçilerden iş insanlarına ve futbol kulüplerine kadar uzanan bu devasa sistemin büyüklüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu çorap söküğü ilk olarak nerede başladı?

AK Partili Nihat Zeybekci de fona para kaptırdı, SPK ve devlete yüklendi:  Saniye saniye izleme yetkisi vardı, büyük ihmal var - KARAR

Bakın, buradaki sorun şu. Bu tip piyasada belirli yatırım enstrümanlarının önümüzdeki döneme ilişkin nasıl bir getiri getireceği tahminlenir, finansal gerçekler vardır, ekonomik gerçekler vardır ve oturur. İşte yatırımcılar bunları dikkate alarak, riski de dikkate alarak bir yatırım yapma kararı verirler. Burada belli ki artık bir kartopu gibi büyümüş, burada çok büyük bir kazanç var, buralar çok iyi gidiyor denen ama arkasındaki ekonomik rasyonalite hiçbir zaman sorgulanmamış, herkesin gözü kapalı bir şekilde bu sürecin içerisine girdiği bir yapıyla karşı karşıyayız. Asıl çorabın söküğü değil, çorabın örülmeye başlandığı yer önemli. Bu bilgiler kimlerden kimlere gitmiş, kimler burada getirinin yüksek olacağını, hangi gerekçelerle başkasına anlatmış, bunu buralarda görmemiz gerekiyor. Birçok insanın bunun arkasındaki ekonomik gerekçeden öte kulaktan dolma bilgilerle ve o gün yapılan manipülatif hareketler sayesinde elde edilen getirilerle buna atladığı kanaatindeyim.

Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) yeni devreye soktuğu Yatırımcı Risk Takip Sistemi ve kurulan Fon Koordinasyon Kurulu gibi hamleler, yaşanan yaraları sarmak ve sermaye piyasalarında güven ortamını yeniden tesis etmek sizce yeterli olacak mı?

Şu aşamada bunların alacağı kararları görmeden çok ön yargılı ya da çok peşin bir fikrine varmak mümkün değil. Öncelikle bu kuruluşların, yapılan kurulların atacakları adımları görmemiz lazım. Ondan sonra bu adımların küçük yatırımcıya etkilerini analiz edebiliyor olmamız lazım. Şunu ifade etmem lazım: Artık bu bir siyasi tercih meselesi. İktidar burada bir tercih yapacak, birtakım tercihler yapacak. Bu tercihler nasıl sonuç verecek, kim üzerinden nasıl bir etki yaratacak? Ancak o tercihleri gördükten sonra... Piyasayı yatıştırmaya yönelik hamleler yapılıyor, piyasayı yatıştırmaya yönelik sistemler de kuruluyor ya da kamuoyunu yatıştırmaya yönelik. Ama somut durumlar görmeye başladıkça, bir takvim ortaya çıktıkça, birtakım tedbirler netleşince, o zaman daha net bu işten insanların nasıl bir hasarla çıkacağını ya da sistemin nasıl bir hasarla çıkacağını hep beraber görmüş olacağız.

Yaşanan bu fon krizi ve güven sarsıntısı yabancı yatırımcıya nasıl yansıyacak? Sizce piyasadan ciddi bir yabancı sermaye kaçışı görecek miyiz?

Yabancı yatırımcı zaten uzunca bir süredir Türkiye'de başka gerekçelerle bu tip piyasalara çok girmiyordu. Daha çok geliyordu, kısa vadeli trade yapıyordu, garantiye gidiyordu. Borsadaki yabancı yatırımcı miktarı oranı zaten bir hayli düşmüştü geçmiş yıllara göre. Buradan bir kaçıştan ziyade bir güven sorunuyla beraber bir süre daha çok daha temkinli bir şekilde Türkiye'ye yaklaşacakları görünüyor. Ama dediğim gibi burada asıl mesele biz bu güveni sağlamaya yönelik ilgili kurum ve kurullarla gerekli adımlar atacak mıyız atmayacak mıyız? Zaten başka güven sorunları varken, Türkiye'nin üzerinde makro ölçekte bir güven sorunu varken şimdi de bir mikro güven sorunu eklendi. O yüzden yabancı zaten makro güven sorunları nedeniyle Türkiye'ye tedirginlikle bakıyordu. Şimdi bir de üzerine bu gelince daha da tedirgin olacak. Ama böyle bir kaçış olur falan diyebileceğimiz, zaten oran olarak çok düşmüş durumda.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *