HSBC, hazırladığı son raporla finans dünyasında uzun süredir kabul gören "altın sadece düşük faiz ve yüksek enflasyonda kazandırır" tabusunun yıkıldığını duyurdu. 2024-2025 döneminde reel faizlerin yüksek, enflasyonun ise düşüş eğiliminde olmasına rağmen altının %50’nin üzerinde değer kazanması, fiyatlama dinamiklerinde yapısal bir kayma yaşandığını kanıtlıyor.
Yeni Başrol Oyuncusu: Merkez Bankaları
Eskiden altın fiyatlarını belirleyen ana unsur ETF (Borsa Yatırım Fonu) çıkışları ve bireysel yatırımcı talebiyken, artık rota gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarına döndü.
Rezerv Payı: Merkez bankaları, küresel rezervlerinin yaklaşık %25'ini artık altın olarak tutuyor.
Stratejik Tercih: Alımlar artık sadece ekonomik verilere (enflasyon, faiz) göre değil; jeopolitik riskler, rezerv güvenilirliği ve yabancı yargı alanlarındaki kırılganlıklara karşı bir "güvenli liman" arayışıyla yapılıyor.
Portföylerde Altının Yeni Tanımı
HSBC'ye göre altın, karşı taraf riski barındırmayan tek varlık olarak diğer yatırım araçlarının açıklarını kapatıyor:
Tahviller: Büyüme şoklarına karşı etkili ancak ülke risklerine açık.
Döviz Hedge’leri: Kur oynaklığını çözse de sistemik riskleri bitirmiyor.
Nakit: Faiz dalgalanmasından korusa da yapısal borçluluk karşısında eriyor.
Sonuç: Altın, tüm bu risklere aynı anda set çeken tek varlık olarak "taktiksel bir araç" olmaktan çıkıp "stratejik bir zorunluluk" haline geliyor.
