Küresel piyasalarda doların seyri yatırımcıların odağında yer alırken, TD Securities cephesinden dikkat çeken bir analiz geldi. Kurum, dolardaki mevcut toparlanma eğiliminin kalıcı bir trendden ziyade dönemsel bir hareket olabileceğine işaret ediyor.
"Yükseliş Sınırlı Kalabilir"
TD Securities tarafından 18 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan notta, doların kısa vadede faiz farkları ve pozisyonlanma kaynaklı bir toparlanma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Ancak analistler, Fed'in para politikasına yönelik çok daha agresif bir yeniden fiyatlama gerçekleşmedikçe bu yükselişin uzun soluklu bir trende dönüşmesinin zor olduğunu vurguladı.
Dolardaki toparlanmanın sınırlı kalacağına dair öngörülerin ana gerekçeleri şu başlıklarla özetlendi:
Jeopolitik Riskler: Azalan jeopolitik gerilimler, güvenli liman arayışını zayıflatıyor.
Merkez Bankalarının Duruşu: Avrupa Merkez Bankası (AMB) başta olmak üzere diğer büyük merkez bankalarının daha sıkı bir para politikasına yönelmesi, doların üzerindeki baskıyı artırıyor.
Analistler, kısa vadede dolardaki bu toparlanmaya karşı özellikle Avustralya doları ve yüksek faizli gelişmekte olan ülke para birimlerinin daha fazla risk altında olduğunu ifade etti.
Fed'den Şahin Görünüm ve Faiz Beklentileri
Fed’in son faiz kararı ve ardından gelen açıklamalar, piyasalarda "şahin" bir görünüm olarak yorumlandı. TD Securities analistleri, tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam edebileceğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Faiz indirimlerinin sona erdiğine dair işaretler oldukça net. Artık tahmin dönemimiz içinde faiz indirimi öngörmüyoruz ve Fed’in bundan sonra faizleri sabit tutmasını bekliyoruz. Riskler artık iki yönlü olmakla birlikte, para politikasındaki sıkılığın azaltılmaması hatta artırılması yönünde hafif bir eğilim var."
Kurum, Fed'in ileriye dönük yönlendirme eksikliği nedeniyle ekonomik verilerin Hazine tahvilleri üzerindeki etkisinin daha da kritik hale geleceğine dikkat çekti. Özellikle enflasyonun yüksek seyretmesi ve işgücü piyasasındaki güçlü görünümün, piyasalarda faiz artış beklentilerini tetikleyebileceği öngörülüyor.
