Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Philip Gordon, ABD ile Avrupa arasında tırmanan Grönland geriliminde Türkiye'nin stratejik bir arabulucu rolü üstlenebileceğini vurguladı. Gordon, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki diyalog zeminine dikkat çekti.
Dünya Ekonomik Forumu’nun (Davos) en sıcak gündem maddesi olan ABD-Avrupa Birliği arasındaki "Grönland krizi" sürerken, eski diplomat Philip Gordon’dan dikkat çeken bir Türkiye analizi geldi. Brookings Enstitüsü uzmanı Gordon, Transatlantik ilişkilerin çıkmaza girdiği bu dönemde Türkiye’nin özgün dış politika çizgisinin bir çözüm anahtarı olabileceğini ifade etti.
"Trump’ın Erdoğan ile Diyaloğu Büyük Fırsat"
Donald Trump’ın Davos’taki konuşmasını değerlendiren Gordon, ABD Başkanı’nın Grönland’ı satın alma talebi sonrası Avrupa ülkelerine yönelik gümrük vergisi tehditlerinin ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Türkiye'nin bu noktadaki önemini ise şu sözlerle özetledi:
"Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında her zaman olumlu konuşuyor. Türkiye; Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki denge siyasetiyle kendi başına hareket edebilen bir güç olduğunu kanıtladı. Transatlantik ilişkilerin zayıfladığı bu süreçte Türkiye’nin sesi her zamankinden daha önemli."
Ticaret Savaşları ve Gümrük Vergisi Tehdidi
Krizin ekonomik boyutu da derinleşiyor. Trump, Grönland'ın satın alınmasına karşı çıkan aralarında Danimarka, Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu ülkelere 1 Şubat 2026 itibarıyla yüzde 10, Haziran ayında ise yüzde 25 oranında gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Buna karşılık Avrupa Parlamentosu, ABD ile beklenen büyük ticaret anlaşmasının onay sürecini durdurduğunu açıkladı.
Diplomasi Trafiği Hızlanıyor
Her ne kadar NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir "anlaşma çerçevesi" oluşturulduğu belirtilse de, Trump’ın "tam ve eksiksiz satın alma" şartındaki ısrarı gerilimi canlı tutuyor. Philip Gordon’a göre Türkiye'nin hem Washington hem de Avrupa başkentleri nezdindeki ağırlığı, bu ekonomik ve diplomatik kilitlenmenin aşılmasında belirleyici olabilir.
