ASTOR artık bir hisse değil, enerji dönüşümü hikâyesi

YAYINLAMA:
ASTOR artık bir hisse değil, enerji dönüşümü hikâyesi

Borsa bazen çok acımasızdır.
Kimsenin gözünün yaşına bakmaz.

Bir şirket yıllarca üretim yapar, fabrika kurar, ihracat yapar… hisse yerinden kıpırdamaz.
Bir başkası çıkar, sadece hikâye satar; piyasa peşinden koşar.

Ama bazen çok nadir bir şey olur.

Piyasa ilk kez bir şirketin bugününü değil, birkaç yıl sonrasını satın almaya başlar.

İşte son dönemde ASTOR Enerji’de olan biraz buna benziyor.

Bakın yanlış anlaşılmasın…
Burada “hisse uçacak, kaçacak” gibi bir yazı yazmıyorum. Zaten piyasa böyle romantizmleri uzun süre sevmez.

Ama şunu görmek gerekiyor:

ASTOR etrafında oluşan hava artık klasik Borsa İstanbul hikâyesine benzemiyor.

Çünkü piyasa ilk kez bir Türk sanayi şirketine “Acaba küresel ölçekte başka bir yere gider mi?” gözüyle bakmaya başladı.

Meselenin özü bu.

Dünya elektriğe abanıyor

Şimdi biraz geri çekilip büyük resme bakalım.

Dünya resmen elektriğe yükleniyor.

Yapay zekâ veri merkezleri büyüyor.
Elektrikli araçlar büyüyor.
Sanayi dönüşüyor.
Şebekeler yenileniyor.

Herkes enerji konuşuyor ama kimsenin konuşmadığı kritik bir detay var:

Elektriği üretmek kadar taşımak da mesele.

İşte tam burada trafolar, yüksek gerilim sistemleri, enerji altyapıları stratejik hale geliyor.

Özellikle ABD’de şu an ciddi bir trafo krizi yaşanıyor. Teslim süreleri uzuyor, altyapı yatırımları büyüyor, enerji şirketleri kapasite arıyor.

Ve dünya böyle bir yere giderken piyasa dönüp ASTOR’a bakıyor.

Çünkü şirket tam bu dönüşümün ortasında duruyor.

ASTOR’un olayı ne biliyor musunuz?

Türkiye’de üretim yapan çok şirket var.

Ama her üretici şirket büyüme hikâyesine dönüşemiyor.

ASTOR’un farkı şu:

Şirket uzun süre sessizce kapasite büyüttü.
İhracata yüklendi.
Yüksek gerilim tarafına ağırlık verdi.
Ve özellikle ABD tarafındaki enerji altyapı ihtiyacını erken okudu.

Bugün dönüp bakınca piyasanın asıl fiyatladığı şey bilanço değil.

Pozisyon alma becerisi.

İşte burada şirketin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Feridun Geçgel ismi ister istemez öne çıkıyor.

Çünkü Türkiye’de sanayi tarafında birçok şirket hâlâ günü kurtarma refleksiyle hareket ederken, ASTOR yönetiminin yıllardır daha büyük bir enerji dönüşümüne oynadığı görülüyor.

Bakın bu önemli.

Çünkü piyasa bazen fabrikanın büyüklüğünü değil, vizyonun yönünü satın alır.

ASTOR’daki fiyatlamanın sertleşmesinin sebebi biraz da bu.

Piyasa artık “yerli sanayi şirketi” diye bakmıyor

Bence işin kırıldığı yer tam burası.

Eskiden ASTOR denince insanların aklına:
“Trafo üreticisi”
geliyordu.

Şimdi ise piyasa başka bir şey konuşuyor:

“Türkiye’den global enerji altyapı oyuncusu çıkar mı?”

Bakın, bu soru çok büyük soru.

Çünkü eğer piyasa bir şirkete bu gözle bakmaya başlarsa, olay yalnızca çarpan hesabından çıkıyor.

Hikâye büyüyor.

Son dönemde ASTOR’un sürekli konuşulmasının nedeni de bu zaten.

Yoksa Borsa İstanbul’da iyi bilanço açıklayan tek şirket ASTOR değil.

Ama her şirket dünyanın değişen enerji düzeninin içine bu kadar net oturamıyor.

Ama tehlikeli tarafı da var

Şimdi işin romantik kısmını bırakalım.

Borsanın şöyle kötü bir huyu vardır:

Bir hikâyeyi fazla severse abartır.

Sonra beklenti büyür.
Sonra hata kaldırmaz hale gelir.

ASTOR’da da artık böyle bir risk oluşuyor.

Çünkü piyasa şirkete sıradan sanayi şirketi muamelesi yapmıyor artık.

Beklenti yükseliyor.
Çarpan yükseliyor.
Hikâye büyüyor.

Ve bu durum güçlü şirketlerde bile sert düzeltme riskini beraberinde getiriyor.

Ama bütün bunlara rağmen piyasa hâlâ dönüp ASTOR’u konuşuyor.

Çünkü galiba yatırımcıların önemli bir kısmı şuna inanıyor:

Önümüzdeki dönemin en büyük savaşı enerji altyapısında yaşanacak.

Ve ASTOR, Türkiye’nin bu hikâyedeki en güçlü adaylarından biri olabilir.

İşte bence asıl fiyatlanan şey tam olarak bu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *