Günde 9,5 trilyon dolarlık işlem hacmine sahip döviz piyasasında en yaygın stratejilerden biri olan "carry trade" işlemleri, yirmi yılı aşkın sürenin en elverişli ortamıyla karşı karşıya. Goldman Sachs stratejistleri, mevcut piyasa koşullarının bu tür yatırımlar için 2000 yılından bu yana görülen en ideal ortamı sunduğunu belirtiyor.
Yatırımcılar için fırsat penceresi
Goldman Sachs stratejisti Stuart Jenkins tarafından hazırlanan raporda, G-10 döviz piyasasında düşük getirili para birimlerinden borçlanıp yüksek getirili para birimlerine yatırım yapma stratejisinin (carry trade) ciddi bir ilgi odağı haline geldiği vurgulandı.
Goldman Sachs, bu işlemleri finanse etmek için önümüzdeki dönemde özellikle;
Yen,
İsviçre frangı,
Euro kullanılmasını tercih ettiğini açıkladı.
Düşük oynaklık, yüksek getiri potansiyeli
Uzmanlara göre "carry trade" stratejisinin cazibesini artıran temel faktörler; gelişmiş ekonomilerdeki yüksek faiz oranları, geniş getiri farkları ve döviz kuru oynaklığındaki (volatilite) tarihsel düşüş olarak öne çıkıyor. JPMorgan Chase & Co. verileri, döviz kuru oynaklığının 2020'den bu yana kaydedilen en düşük seviyelerde olduğunu gösteriyor.
Bloomberg verilerine göre, bu strateji yılbaşından bu yana G10 para birimlerinde yaklaşık yüzde 8 getiri sağladı. Bu performans, küresel tahviller, altın ve Bitcoin gibi yatırım araçlarını geride bıraktı.
Risk uyarısı ve piyasa beklentileri
Piyasalardaki iyimser havaya rağmen bazı kurumlar dikkatli olunması gerektiği görüşünde. Barclays, döviz piyasalarındaki mevcut sakinliğin küresel ekonomik belirsizliklerle çeliştiğine dikkat çekerek, volatilitenin önümüzdeki süreçte artabileceği uyarısında bulundu.
Goldman Sachs ise yenin uzun vadede önde gelen bir fonlama aracı olmaya devam edeceğini öngörüyor. Japon para birimi dolar karşısında son 40 yılın en düşük seviyelerine yakın seyrederken, banka makroekonomik görünümde köklü bir değişim olmadığı sürece yenin değer kaybetme eğilimini koruyacağını tahmin ediyor.
