YatırımX Şirket Haberleri Herkes aynı hisseleri konuşurken büyük para başka yere gidiyor

Herkes aynı hisseleri konuşurken büyük para başka yere gidiyor

Wall Street'te yapay zekâ hikâyesi değişiyor. Büyük fonlar artık yalnızca AI şirketlerini değil, bu dönüşümü mümkün kılan altyapıyı da yakından takip ediyor. Alper Tunga Akkuş, küresel trendleri ve Borsa İstanbul'a olası etkilerini değerlendirdi.

Borsa denildiğinde artık neredeyse ezber haline gelmiş bir döngü var.

Bir hisse yükseliyor.

Ardından sosyal medyada onlarca grafik, yüzlerce yorum, binlerce "hedef fiyat" paylaşımı geliyor.

Sonra ne oluyor?

Herkes aynı hissenin peşine düşüyor.

İşin ilginç tarafı ise büyük para tam da o sırada başka yerlere bakmaya başlıyor.

Çünkü piyasalarda en pahalı şey bilgi değildir.

En pahalı şey, herkesin aynı anda fark ettiği bilgidir.


Son bir haftadır Wall Street'te yayımlanan yatırım bankası raporlarını ve fon yorumlarını inceliyorum.

Dikkatimi çeken ortak bir nokta var.

2023 yılında herkes yapay zekâyı konuşuyordu.

2024 yılında herkes NVIDIA'yı konuşuyordu.

2025 yılında veri merkezleri ve çip yatırımları konuşuldu.

2026'nın ikinci yarısına girerken ise tartışma değişmeye başladı.

Artık soru "Yapay zekâ büyüyecek mi?" değil.

"Bu kadar yatırım ne zaman kâra dönüşecek?"

Morgan Stanley'nin son değerlendirmelerinde de yatırımcı ilgisinin yalnızca çip üreticilerine değil, yapay zekâ altyapısına milyarlarca dolar yatırım yapan teknoloji devlerine kayabileceğine dikkat çekiliyor.

Benzer şekilde, son dönemde yayımlanan piyasa verileri büyük fonların teknoloji donanımı ve yarı iletken hisselerinde kâr realizasyonuna yöneldiğini gösteriyor.

Çünkü artık piyasa hikâyeyi değil, bilançoyu satın almak istiyor.

Eskiden "AI yatırımı yapıyoruz." demek yeterliydi.

Bugün ise yatırımcılar gelir istiyor.

Nakit akışı istiyor.

Karlılık istiyor.

Kısacası, yapay zekâ artık teknoloji hikâyesinden çıkıp finansal performans sınavına girmiş durumda.


Bizde ise hâlâ aynı senaryo yaşanıyor.

Bir hisse iki gün tavan yapıyor.

Ertesi gün herkes uzman oluyor.

Üç gün sonra hedef fiyatlar havada uçuşuyor.

Bir hafta sonra da "Ben zaten uzun vadecuydum..." cümleleri başlıyor.

İşin kötüsü, sosyal medyada dolaşan yatırım tavsiyelerinin önemli bir kısmı aslında geleceği değil, geçmişi anlatıyor.

Trend oluştuktan sonra anlatılan hikâyeler yatırımcıya gelecek satmıyor.

Geçmiş satıyor.


Oysa Wall Street bugün bambaşka şeyleri tartışıyor.

Veri merkezlerini kim inşa edecek?

Elektriği kim sağlayacak?

Artan enerji ihtiyacı nasıl karşılanacak?

Yeni nesil elektrik altyapısını kim kuracak?

Fiber ağları kim genişletecek?

Yüksek teknoloji ekipmanlarını kim üretecek?

Çünkü yapay zekâ dediğimiz şey yalnızca kullandığımız uygulamalardan ibaret değil.

Arkasında trilyon dolarlık yeni bir altyapı ekonomisi oluşuyor.

Ve belki de önümüzdeki yılların en büyük kazananları, ekranın görünen tarafında değil; görünmeyen tarafında olacak.


Peki bu tablo Borsa İstanbul için ne ifade ediyor?

Bence asıl soru artık bu.

Çünkü küresel fonların konuştuğu başlıklarla Borsa İstanbul'da konuşulan hikâyeler arasında hâlâ ciddi bir zaman farkı var.

Wall Street bugün veri merkezlerini, elektrik altyapısını, enerji arzını, fiber yatırımlarını ve yapay zekâ ekosistemini konuşurken, biz hâlâ birkaç gündür tavan yapan hisselerin peşinden koşuyor olabiliriz.

Oysa önümüzdeki yıllarda yalnızca yapay zekâ geliştiren şirketler değil;

enerji üreticileri, elektrik ekipmanları üreticileri, telekom operatörleri, veri merkezi altyapısını destekleyen şirketler, fiber ağ yatırımlarından faydalanabilecek firmalar ve savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketler de bu dönüşümün önemli parçaları olacak.

Peki Borsa İstanbul'da bu dönüşüme temas eden şirketler yok mu?

Elbette var.

Elektrik altyapısı ve şalt sistemleri tarafında ASTOR ile EKOS...

Artan enerji ihtiyacının karşılanmasında AKSEN, ENJSA ve GWIND...

Veri trafiği, veri merkezi ve fiber altyapısında TCELL ile TTKOM...

Güç elektroniği ve yüksek teknoloji tarafında ise ASELS...

Bu şirketler "yapay zekâ şirketi" oldukları için değil; yapay zekâ ekonomisinin ihtiyaç duyduğu altyapının bir parçası oldukları için önem taşıyor.

Çünkü yapay zekâ yalnızca bir yazılım hikâyesi değildir.

Her yeni veri merkezi daha fazla elektrik tüketir.

Daha fazla enerji üretimi gerektirir.

Daha güçlü elektrik şebekelerine ihtiyaç duyar.

Daha fazla fiber kablo döşenir.

Daha güçlü haberleşme altyapıları kurulur.

Yani yapay zekâ görünmeyen dev bir sanayi ekosistemi oluşturur.

İşte bence Borsa İstanbul'da yatırımcıların önümüzdeki yıllarda takip etmesi gereken asıl tema da tam olarak burası.


Altına hücum döneminde en çok kazananların önemli bir kısmı altın arayanlar değil; kürek satanlar olmuştu.

Bugün de benzer bir dönemin başlangıcında olabiliriz.

Belki önümüzdeki yılların en büyük kazananı yeni bir yapay zekâ uygulaması olmayacak.

O uygulamanın çalışmasını sağlayan elektriği üretenler, altyapıyı kuranlar, veri merkezlerini destekleyenler ve bu dev dönüşümün görünmeyen yükünü taşıyan şirketler olacak.

Bu yüzden bana artık "Hangi hisse yükselir?" diye soranlara tek bir cevap veriyorum.

Hisse aramayın, tema arayın.

Ama herkesin konuştuğu temayı değil...

Henüz fiyatlanmaya başlayan temayı.

Çünkü yatırımcıların büyük bölümü bugün yapay zekâyı satın almaya çalışıyor.

Büyük para ise sessizce yapay zekânın çalışmasını sağlayan ekosisteme yatırım yapıyor olabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *