Soru sert.
Ama rakamlar da pek yumuşak değil.
Kocaeli ile Sakarya komşu iki şehir. Aralarında yaklaşık 40 kilometre var.
Altın aynı altın.
Ayar 22 ayar.
Gram aynı gram.
Fakat Kocaeli sınırına girince fiyatın dengesi nedense vatandaşın aleyhine değişiyor.
Aynı dakikalarda iki şehrin kuyumcu birliklerinin internet sitelerinde yayımlanan fiyatlara baktım.
Kocaeli’de 22 ayar bileziğin gramı 6.918 TL’den satılıyor, 6.188 TL’den geri alınıyor.
Aradaki makas 730 TL.
Sakarya’da ise aynı altının satış fiyatı 6.895 TL, alış fiyatı 6.225 TL.
Oradaki makas 670 TL.
Yani Sakarya’daki kuyumcu altını daha ucuza satıyor, bozdurmaya gelen vatandaştan da daha yüksek fiyata alıyor.
Kocaeli’de ise tam tersi.
Vatandaş alırken daha fazla ödüyor, satarken daha azını alıyor.
Peki neden?
Kocaeli’de altının ayarı mı değişiyor?
Nakliye maliyeti mi var?
Üstelik altın ve mücevher ürünlerinin önemli bölümü İstanbul’dan geliyor. Kocaeli, İstanbul’a Sakarya’dan daha yakın. Buna rağmen Kocaeli’deki alış-satış makası daha geniş.
O hâlde mesafenin daha kısa, makasın daha yüksek olmasının bir açıklaması olmalı.
Rakamı küçümsemeyin.
Kocaeli’de 10 gram 22 ayar bilezik almak isteyen vatandaş 69.180 TL ödüyor. Aldığı altını aynı fiyatlar üzerinden bozdurduğunda eline 61.880 TL geçiyor.
Altın bir kuruş bile düşmeden zarar 7.300 TL.
Sakarya’da aynı 10 gram altın 68.950 TL’ye alınıyor, 62.250 TL’ye bozduruluyor.
Oradaki zarar 6.700 TL.
Sonuç?
Kocaeli’deki vatandaş daha alışverişi yaptığı anda Sakarya’daki vatandaşa göre 600 TL daha fazla makasa maruz kalıyor.
On gramda 600 TL.
Elli gramda 3 bin TL.
Yüz gramda 6 bin TL.
Şimdi kimse çıkıp da “Serbest piyasa kardeşim” demesin.
Elbette serbest piyasa.
Kuyumcu da para kazanacak. Dükkân kirası var, personeli var, vergisi var, riski var.
Buna kimsenin itirazı yok.
Fakat Sakarya’daki kuyumcunun da dükkânı var. Onun da personeli, vergisi ve riski var.
Buna rağmen Sakarya hem daha ucuza satıp hem daha pahalıya alabiliyorsa, Kocaeli’deki bu geniş makasın makul bir açıklaması olmalı.
Üstelik sözünü ettiğimiz rakamlar tek bir kuyumcunun vitrininden alınmış fiyatlar değil. Kuyumcu birliklerinin kamuoyuna yayımladığı fiyatlar.
Bu fiyatların tavsiye niteliğinde olduğu, kuyumcudan kuyumcuya değişebileceği söylenebilir.
Doğrudur.
Ancak bu cevap, iki şehir arasındaki farkın nedenini açıklamaz.
Kocaeli Kuyumcular Birliği’ne düşen, bu fiyatların hangi ölçütlerle belirlendiğini açıkça anlatmaktır.
Neden Kocaeli’de alış fiyatı daha düşük?
Neden satış fiyatı daha yüksek?
Neden makas Sakarya’dan daha geniş?
Ve en önemlisi, bu farktan vatandaşın cebine çıkan para neden daha fazla?
Peki vatandaş bütün bunlardan nasıl bir sonuç çıkarmalı?
“Altını Sakarya’dan alın” demek tek başına doğru olmaz. Fiyatlar gün içinde değişebilir, yol ve zaman maliyeti de oluşabilir.
Ancak çıkarılması gereken sonuç çok açık:
Altın alırken sadece satış fiyatını sormayın. “Şimdi alsam, aynı anda kaça geri alırsınız?” diye de sorun.
Çünkü gerçek maliyet, vitrinde gördüğünüz satış fiyatı değil; alış ile satış arasındaki makastır.
Kocaeli’de oturuyor olmanız, ilk girdiğiniz kuyumcudan alışveriş yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor. En az birkaç kuyumcudan hem satış hem geri alış fiyatı alın. Sakarya ve İstanbul’daki güncel fiyatlarla da karşılaştırın.
Aradaki fark kapanmıyorsa, makası daha dar olan kuyumcuyu tercih edin. Gram miktarı yükseldikçe birkaç dakikalık fiyat araştırmasının karşılığı binlerce liraya çıkabilir.
Ortada hukuka aykırı bir durum olduğunu söylemiyorum.
Kimseyi haksız kazanç sağlamakla da suçlamıyorum.
Ben yalnızca yayımlanan rakamları yan yana koyuyor ve herkesin görebildiği farkın nedenini soruyorum.
Çünkü altın aynı, ayar aynı, tarih aynı.
Hatta saat neredeyse aynı.
Vatandaşın yapması gereken ise artık belli: Kuyumcunun yalnızca kaçtan sattığına değil, kaçtan geri aldığına da bakmak.
Aksi hâlde altın yükselse bile kazanan kendisi olmayabilir.
