Orta Doğu'da dört haftadır devam eden çatışmalar, bölgenin enerji kalbi olan Körfez’de ağır yıkıma yol açtı. Bağımsız araştırma kuruluşu Rystad Energy tarafından yayımlanan güncel rapor, 40’tan fazla enerji tesisinin kullanılamaz hale geldiğini ve altyapının eski formuna kavuşması için en az 25 milyar dolarlık bir yatırım gerektiğini ortaya koydu.
Kritik Tesisler Hedefte: LNG ve Rafineriler Ağır Hasarlı
ABD, İsrail ve İran arasındaki karşılıklı misillemelerin Körfez hattına yayılmasıyla doğal gaz tesisleri, petrol rafinerileri ve GTL (gazdan sıvıya) tesisleri stratejik darbeler aldı. Rapora göre, saldırıların en somut ekonomik kaybı üretim kesintileriyle yaşanıyor.
Öne çıkan hasar noktaları şunlar:
Katar Ras Laffan: Bölgenin en kritik noktalarından biri olan tesiste LNG üretim üniteleri zarar gördü. Kapasite yüzde 17 oranında düşerken, yıllık kayıp 12,8 milyon ton seviyesine ulaştı.
Bahreyn BAPCO Sitra Rafinerisi: İki kez saldırıya uğrayan tesiste ham petrol damıtma üniteleri ve tank sahaları tahrip edildi. Grup operasyonlarında "mücbir sebep" ilan edildi.
Geniş Çaplı Kesintiler: BAE, Kuveyt, Irak ve Suudi Arabistan'da orta ve hafif ölçekli üretim aksamaları kaydedildi.
Tam Kapasite İçin Neden 5 Yıl Gerekiyor?
Haberin en çarpıcı noktası, onarım sürecinin önündeki yapısal engeller. Tesislerin tam kapasiteye dönmesinin 5 yılı bulabileceği öngörülüyor. Bunun temel sebebi, finansal yetersizlikten ziyade tedarik zinciri kısıtlamaları.
LNG ana soğutma kompresörlerini çalıştıran dev gaz türbinleri dünyada sadece üç üretici tarafından imal ediliyor. Bu üreticilerin, 2026 yılı itibarıyla veri merkezlerinin elektrifikasyonu ve kömür santrallerinin dönüşümü talepleri nedeniyle 2 ila 4 yıllık bir iş yükü takvimine sahip oldukları belirtiliyor. Bu durum, Körfez’deki onarım yedek parçalarına erişimi ciddi şekilde geciktiriyor.
"Genişleme Değil, Acil Onarım Dönemi"
Rystad Energy Tedarik Zinciri Araştırmaları Başkanı Audun Martinsen, bölgedeki durumun kritik olduğunu vurguladı. Martinsen, İran’ın Batı tedarik zincirinden dışlanmış olmasının onu Çinli yüklenicilere mahkum ettiğini ve bu durumun onarım sürecini daha yavaş ve maliyetli hale getireceğini ifade etti. Uzmanlara göre bölge ülkeleri, planladıkları kapasite artırım projelerini askıya alarak tüm sermayeyi acil onarımlara kaydırmak zorunda kalacak.
