Avrupa Birliği (AB), Yeşil Mutabakat hedefleri kapsamında hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (CBAM) 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülüklerle birlikte devreye alıyor. Demir-çelikten çimentoya kadar pek çok stratejik sektörü etkileyecek olan bu düzenleme, Türkiye’nin AB’ye olan 100 milyar euroluk ihracatında yeni bir dönüm noktası olacak.
Avrupa Birliği’nin iklim kriziyle mücadele stratejisinin en kritik parçalarından biri olan sınırda karbon vergisi, 1 Ocak itibarıyla resmi olarak yürürlüğe giriyor. İki yılı aşkın süredir devam eden geçiş sürecinin ardından başlayacak olan asli uygulama dönemi, ithalatçılar için sadece raporlama değil, aynı zamanda emisyon maliyeti ödeme zorunluluğunu da beraberinde getiriyor.
CBAM Nedir ve Hangi Sektörleri Kapsıyor?
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), AB dışından ithal edilen ürünlerin karbon maliyetlerini, birlik içindeki üreticilerle eşitlemeyi hedefliyor. Bu sayede "karbon kaçağının" önlenmesi ve küresel ölçekte adil bir rekabet ortamının oluşturulması amaçlanıyor.
Yeni yıldan itibaren karbon vergisi ilk etapta şu sektörleri kapsayacak:
- Demir-Çelik
- Alüminyum
- Çimento
- Gübre
- Hidrojen
Mali Yükümlülükler ve Sertifika Zorunluluğu
1 Ocak’tan itibaren ithalatçıların, ürünlerin üretimi sırasında salınan gömülü emisyonlar için CBAM sertifikası satın alması gerekecek. Sertifika fiyatları, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) haftalık ortalama fiyatlarına göre belirlenecek. Elektrik ve hidrojen hariç, yıllık toplam 50 tonun altındaki ithalatlar ise bu mali yükümlülükten muaf tutulacak.
Türkiye’nin İhracatına Etkisi: Demir-Çelik ve Alüminyum Kritik Eşikte
Türkiye, AB’nin en büyük beşinci ticaret ortağı olarak bu düzenlemeden en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Yıllık 100 milyar euroyu aşan ihracat hacmiyle Türkiye için özellikle demir-çelik ve alüminyum sektörleri yüksek kırılganlık gösteriyor.
Carbonaires Limited Yönetici Ortağı Rasih Öztürkmen’e göre; AB'li ithalatçılar artık Türk üreticilerden tesis bazlı ve doğrulanabilir emisyon verisi talep edecek. Güvenilir veri sunamayan üreticiler, "varsayılan emisyon değerleri" üzerinden daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalarak pazar kaybı riski yaşayabilecek.
Şirketler İçin Yol Haritası: Ne Yapılmalı?
Uzmanlar, Türk şirketlerinin rekabet avantajını koruması için şu adımları atmasını öneriyor:
Emisyon Muhasebesi: Ürün ve tesis bazlı karbon ölçüm sistemleri kurulmalı.
Doğrulama Süreçleri: Emisyon verileri bağımsız ve akredite kuruluşlarca onaylanmalı.
Temiz Teknoloji Yatırımı: Karbon yoğunluğunu düşürecek yeşil enerji ve teknoloji yatırımları hızlandırılmalı.
Veri Paylaşımı: AB’deki müşterilerle şeffaf ve güncel veri paylaşımı kanalları oluşturulmalı.
