Bazen çok karmaşık görünen meselelerin cevabı aslında tek bir belgede saklıdır.
Günlerdir Aysel Gündoğdu’nun akademik geçmişine ilişkin açık kaynakları inceliyorum. Karşıma farklı tarihler, farklı kayıtlar ve farklı unvanlar çıkıyor.
Fakat bulamadığım bir şey var:
Profesörlük ataması.
O nedenle doğrudan Yükseköğretim Kurulu Başkanı’na sormak istiyorum:
Aysel Gündoğdu nasıl profesör oldu?
Daha açık sorayım:
Hangi üniversitede profesör oldu?
Hangi fakülteye atandı?
Hangi bölüm veya anabilim dalına atandı?
Hangi profesörlük kadrosuna atandı?
Atama hangi tarihte yapıldı?
Sorular aslında bundan ibaret.
Eski kayıtlarda ne yazıyor?
Önce doğrulayabildiğim yerden başlayalım.
İstanbul Medipol Üniversitesi'nin 20 Mart 2020 tarihli kendi haberinde Aysel Gündoğdu açık biçimde “Doç. Dr.” olarak tanıtılıyor. Haberde ayrıca İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi olduğu belirtiliyor.
Başka bir akademik kayıtta da tablo değişmiyor. Uluslararası İstanbul Şişli Bilim Kongresi'nin bilim kurulunda adı:
“Doç. Dr. Aysel GÜNDOĞDU (Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi)”
şeklinde geçiyor.
Remzi Kitabevi'nin bugün erişilebilen yazar biyografisi ise daha da ilginç. Burada Gündoğdu'nun 2018 yılında finans alanında doçentlik aldığı belirtiliyor ve hâlen İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesi olduğu yazıyor. Ancak biyografide profesörlüğe hangi tarihte ve hangi üniversitede atandığına ilişkin bir bilgi yer almıyor.
Yani doçentlik tarafında iz sürmek zor değil.
2018: Finans alanında doçentlik.
Peki profesörlük?
İşte benim bulamadığım halka burası.
Sonra bir anda “Prof. Dr.” karşımıza çıkıyor
2026 yılına geldiğimizde sosyal medya ve çeşitli mecralarda bu kez:
“Prof. Dr. Aysel Gündoğdu”
ifadesini görmeye başlıyoruz.
Örneğin LinkedIn'de yakın dönemde yapılan paylaşımlarda açık biçimde “Prof.Dr. Aysel Gündoğdu” ifadesi kullanılıyor.
Ben de tam burada duruyorum.
Çünkü akademik kariyer açısından doçentlikten profesörlüğe geçiş sıradan bir biyografi güncellemesi değildir.
Ortada bir profesörlük ataması varsa bunun bir üniversitesi, fakültesi, kadrosu ve tarihi olmalı.
Benim sorduğum da tam olarak bunlar.
Hatime Kamilçelebi sordu, sonra dikkat çekici bir şey oldu
Hatime Kamilçelebi de sosyal medyada aynı meseleyi gündeme getirdi.
Ardından paylaşılan karşılaştırmalı ekran görüntülerinde dikkat çekici bir değişiklik görülüyor.
İlk görüntüde X hesabının görünen adı:
“Prof.Dr.Aysel Gündoğdu”
iken sonraki görüntüde:
“Finansoloji”
olmuş.
Aynı görüntüler hesabın daha sonra korumalı hâle getirildiğini de gösteriyor.
Burada özellikle dikkatli konuşuyorum.
Bir insanın sosyal medya kullanıcı adını değiştirmesi veya hesabını korumaya alması tek başına hiçbir şeyi kanıtlamaz.
Ama tam da profesörlük unvanının dayanağının sorulduğu bir dönemde böyle bir değişikliğin gerçekleşmesi doğal olarak şu soruyu ortadan kaldırmıyor:
Hangi üniversitenin profesörü?
Hatta tam tersine, cevap verilmesi daha da kolay bir soru hâline getiriyor.
Çünkü 2022'de başka bir ekran görüntüsü var
Fatih Tonguç'un paylaştığı eski bir ekran görüntüsünde ise Aysel Gündoğdu'nun X profili 2022 döneminde:
“Doç.Dr.Aysel Gündoğdu”
şeklinde görünüyor.
Tonguç aynı paylaşımında Kızılbük GYO konusunda Cem Seymen, Emre Alkin ve Aysel Gündoğdu hakkında çeşitli eleştiri ve iddialarda da bulunuyor.
Bunların altını özellikle çiziyorum:
Bunlar Fatih Tonguç'un sosyal medya üzerinden dile getirdiği iddialardır.
Ben bunları doğrulanmış olgu olarak sunmuyorum.
Kızılbük meselesi de bu yazının asıl konusu değil.
Ancak söz konusu eski ekran görüntüsünün bu yazı açısından dikkat çekici tarafı başka:
O tarihte profilin önünde “Doç. Dr.” yazıyor.
Bugün tartıştığımız ise “Prof. Dr.” unvanı.
O hâlde aradaki profesörlük atamasını soruyoruz.
Hepsi bu.

YÖK Başkanına soruyorum
Buradan doğrudan Yükseköğretim Kurulu Başkanına seslenmek istiyorum.
Sayın Başkan,
Sizden Aysel Gündoğdu hakkında bir yorum istemiyorum.
Bir kanaat açıklamanızı da istemiyorum.
Bir suçlama yapmanızı hiç istemiyorum.
Yalnızca akademik sistem içerisinde cevabı son derece basit olması gereken bir soruyu soruyorum:
Aysel Gündoğdu profesörlük kadrosuna atanmış mıdır?
Atandıysa;
Hangi üniversiteye?
Hangi fakülteye?
Hangi bölüm veya anabilim dalına?
Hangi profesörlük kadrosuna?
Hangi tarihte?
Varsa atama kaydı ortaya konur.
Mesele beş dakikada kapanır.
Ben “sahte profesör” demiyorum
Bunun da özellikle altını çiziyorum.
Ben Aysel Gündoğdu'ya “sahte profesör” demiyorum.
Çünkü elimde böyle bir hüküm kurmamı sağlayacak belge yok.
Aynı şekilde, yaptığım açık kaynak taramasında profesörlük atamasını gösteren doğrulanabilir kayda ulaşamamış olmam da tek başına “böyle bir atama yoktur” anlamına gelmez.
Belki vardır ve benim erişemediğim bir kayıttadır.
O zaman gösterilir.
Zaten istediğim tam olarak bu.
İddia değil, belge.
Akademik unvan sosyal medya süsü değildir
Meseleyi önemli bulmamın sebebi de burada.
“Profesör” kelimesi insanların kendi kendilerine verdikleri mesleki bir tanımlama değildir.
Akademik sistem içerisinde karşılığı olan bir unvandır.
Üstelik konu finans olduğunda bu unvanın kamusal ağırlığı daha da önem kazanıyor.
Çünkü insanlar sosyal medyada bir değerlendirmeyi okurken yalnızca isme bakmıyor.
İsmin önündeki unvana da bakıyor.
“Bir kişi bunu söylüyor” ile
“Bir finans profesörü bunu söylüyor”
arasında kamuoyu algısı bakımından ciddi fark bulunabilir.
Nitekim birkaç gün önce Aysel Gündoğdu'nun TERA fonlarına ilişkin geçmiş paylaşımlarını ele aldığım yazıda da tartıştığım mesele buydu. 2 Eylül 2026 tarihindeki “Başarılı 👏” paylaşımı ile 9 Eylül'deki TERA değerlendirmesini aktarırken herhangi bir suç isnadında bulunmadım; akademik unvanın finans alanında yarattığı güvenin beraberinde getirdiği sorumluluğu sorguladım.
Şimdi ise bundan bile daha temel bir soru soruyorum:
O akademik unvanın kendisinin kurumsal dayanağı nedir?
Biraz da işin ironik tarafı var
Dünyada bazı akademisyenlerin isimlerinin arkasında neredeyse bir paragraf uzunluğunda akademik derece, üyelik ve mesleki paye görürsünüz.
BA, MSc, PhD, DPhil, MD, FRCP...
Liste uzar gider.
Biz bütün bunları istemiyoruz.
Diplomaları masaya dizmeye de gerek yok.
Doktora tezini istemiyoruz.
Doçentlik dosyasını istemiyoruz.
Yayın listesini de istemiyoruz.
Bir tane profesörlük atamasını soruyoruz.
Hatta cevabı beş satır:
Üniversite: ...
Fakülte: ...
Bölüm: ...
Kadro: Profesör
Atama tarihi: ...
Bu kadar.
Sayın YÖK Başkanı, mesele artık sizin de cevaplayabileceğiniz kadar basit
Akademik unvanların güvenilirliğini korumak yalnızca akademisyenlerin değil, yükseköğretim sisteminin de meselesidir.
Ortada gerçek ve usulüne uygun bir profesörlük ataması varsa bunun açıklanması Aysel Gündoğdu açısından da tartışmayı bitirecektir.
Yoksa o zaman başka bir soru gündeme gelir:
“Prof. Dr.” unvanı hangi akademik ve hukuki dayanakla kullanılmıştır?
Ben hüküm vermiyorum.
Belge arıyorum.
Doçentlik kaydını görüyorum.
Medipol kaydını görüyorum.
Eski akademik kaynakları görüyorum.
2026'da kullanılan “Prof. Dr.” ifadesini görüyorum.
Fakat bunların arasındaki en önemli belgeyi göremiyorum:
Profesörlük atamasını.
Dolayısıyla çağrımı bir kez daha yapıyorum:
Sayın YÖK Başkanı, Aysel Gündoğdu nasıl profesör oldu?
Hangi üniversitede?
Hangi fakültede?
Hangi bölümde?
Hangi kadroya?
Hangi tarihte?
Varsa belge ortaya konur ve bu tartışma biter.
Çünkü mesele bir insanı suçlamak değil.
Mesele akademik unvanların güvenilirliğidir.
Ve bunun için istediğimiz şey gerçekten çok basit:
İddia değil, belge.
Sonra geriye tek bir küçük soru kalıyor:
Aysel Gündoğdu hangi üniversitenin profesörü?
