İsmet Çiğit’in Ardından
İsmet Çiğit bu şehrin sokaklarını bilen bir yazardı.
Kocaeli’yi haritadan değil, yürüyerek öğrenmişti. O yüzden yazıları süslü değildi.
Ne gördüyse onu yazdı. Ne hissettiyse abartmadan anlattı.
Gündemin peşinden koşmazdı.
Gündem gelip onun masasına otururdu.
Bir esnafın derdi, bir mahallenin sessizliği, yanlış giden bir karar…
Bunları yazarken kimseyi hedef almaz, kimseyi de aklamazdı.
Okurken insan şunu hissederdi:
“Bu adam bu şehirde gerçekten yaşamış.”
****
Ben yaklaşık 12 yıldır Kocaeli’deyim.
Bu şehre ilk geldiğimde binaları tanıdım, yolları öğrendim, semt isimlerini ezberledim.
Ama Kocaeli’yi gerçekten anlamam, İsmet Çiğit’in yazılarını düzenli okumaya başladıktan sonra oldu.
****
Bir sokağın neden böyle kaldığını,
bir meydanın neden ruhsuz olduğunu,
bir kararın neden içime sinmediğini
çoğu zaman onun satırlarında fark ettim.
****
Yazıları öğretici değildi.
Ama öğretirdi.
Okuru yönlendirmezdi ama düşündürürdü.
Son sözü hep okura bırakırdı.
****
İsmet Çiğit’in dili yükseğe çıkmazdı.
Bağırmazdı, çağırmazdı.
Bugün çok rastladığımız o sert, keskin, suçlayıcı üsluptan özellikle uzak dururdu.
Bu yüzden yazıları günlük değil, kalıcıydı.
****
Bazı köşe yazıları günle birlikte eskir.
Onunkiler şehir hafızasına karışırdı.
****
Bugün onun ardından yazmak kolay değil.
Çünkü o, ardından konuşulacak büyük cümleler bırakmadı.
Okunacak yazılar bıraktı.
****
Bu şehirde bazı sesler yüksek çıkar.
Bazıları ise sustuğunda fark edilir.
İsmet Çiğit şimdi o sessizliğiyle eksikliği hissedilenlerden biri.
****
Allah rahmet eylesin.
Bu şehirde onun yeri kolay dolmayacak
