Babam ve Annem, Gerisi Hayat

YAYINLAMA:
Babam ve Annem, Gerisi Hayat

Ben şanslıyım… 

Bunu sadece bugün geldiğim yerden değil, geriye dönüp baktığımda daha net görüyorum. Hayatta herkes aynı aileye, aynı desteğe, aynı omuza yaslanma imkânına sahip olmuyor. 

Benim ise hep arkamda duran bir babam ve bir annem oldu. 

Babam imkânı yettiğinde beni en iyi yerlerde okuttu. En iyi şartları zorladı. En iyi kıyafetleri almaya çalıştı. Yetmediği zamanlar da oldu elbette… Ama şunu hiç hissettirmedi: “Eksik kaldın.” Çünkü bazen en iyi şey, alınan şey değil; hissettirilmeyen şey oluyor.

Ben daha üçüncü sınıftayken dershaneye başladım. O yaşta bile oraya gönderilmem maddi bir tercih değil, oğlunun geleceğine dair bir karardı. Hatta kışın ayazında, kendi hastanede nöbetteyken, sabahın köründe beni taksiyle yollayan bir adamdan bahsediyorum…

Çünkü mesele marka değildi, imkân değildi; mesele çocuğunun arkasında durmaktı. O hep durdu.

Annem ise hayatın başka bir tarafını tuttu…Daha çok içeride, daha çok görünmeyen yerde. Dengeleyen, toparlayan, öğreten, bazen susturan, bazen cesaret veren tarafta. İkisi birlikte bana sadece “okul” değil; hayata nasıl bakılması gerektiğini de gösterdiler.

Babam 1966 doğumlu. 

Konya’nın Emirgazi ilçesinde dünyaya gelmiş. Yokluğun ne olduğunu erken yaşta öğrenmiş (aslında yokluğun demeyelim de hayatın zorluğunu), omuzlarına sorumluluk çok küçükken binmiş bir kuşağın insanı. Selçuklu Üniversitesi’nde okumuş ama onun öğrenciliği çoğu zaman sıralardan çok hayatın içinde geçmiş. Annesinden gelen destek, bazen sadece memleketten yollanan birkaç çift el örgüsü çorap olmuş… Daha lise yıllarından itibaren çalışmaya başlamış. Okurken de, okulu bitirdikten sonra da çalışmış. Çalışmak onun hayatında bir mecburiyet değil, bir karakter olmuş.

Babalık nasıl olur, bir evlat babasını nasıl sırtında hisseder; belki büyürken tam olarak görememiş…Ama yıllar sonra dedem hastalandığında, onun başından bir an olsun ayrılmayan, sağlığıyla, ihtiyaçlarıyla, moraliyle dört dörtlük ilgilenen bir adama dönüşmüş. Kendi babasına gösterdiği o özenle şunu anlatmış gibi: Kendisi belki babalık görmedi…Ama babasına babalık yapmayı seçti.

Annem kalabalık bir ailede, erkek egemenliğinin çok belirgin olduğu bir ortamda büyümüş. Daha çocuk yaşta hem sorumluluk almayı, hem ayakta durmayı öğrenmiş. O kalabalığın içinde çoğu zaman kendinden önce başkalarını düşünmüş; toparlayan, dengeleyen, yük alan tarafta olmuş. Buna rağmen hayattan geri durmamış… Daha iyi imkânlar için çabalamış, okumuş, kendini geliştirmiş, kendi yolunu açmış. Bana kattığı şey sadece annelik değil; hayata karşı duruş, sabır, güç ve denge olmuş.

Hayat onlara her şeyi hazır sunmamış. Bugün çok şükür imkânlarımız yerinde…

Ama bu noktaya gökten düşerek gelinmedi. Onlar, pek çok insanın aksine, çalışmayı sadece kendileri için değil, çocukları için bir hayat kurmak adına yapmışlar. Kendilerine sunulmayan birçok şeyi çocuklarına sunmayı görev bilmişler. Yıllarca çocukları için çalışmışlar, biriktirmişler, plan yapmışlar. İki çocuklarını da en iyi şartlarda okutmak için uğraşmışlar. Sadece para kazanmak değil bu; zaman vermek, dert almak, uykudan kısmak, bazen kendi hayallerini ertelemek… En önemlisi de şu: Kimseye el açmadan, kimseye muhtaç olmadan, “daha iyisi mümkün” diyerek yaşamışlar. Ve her zaman yanımda durmuşlar.

Bunu anlatırken şunu da biliyorum: Herkes böyle bir aileye doğmuyor… 

Bazı insanlar hayata daha en baştan eksik başlıyor. Bazı aileler çocuklarının yanında olamıyor. Ne yaşadıklarını bilmiyorlar. Ne hissettiklerini sormuyorlar. Sadece sonuçlara, başarılara, vitrine bakıyorlar. Daha kötüsü de var… Bazı aileler sadece eksik kalmıyor; zarar veriyor. Sürekli kıyaslayarak, küçümseyerek, baskı kurarak, sevgiyi şart haline getirerek… Kendi yaralarını çocuklarının hayatına taşıyarak… Farkında olarak ya da olmayarak, bir çocuğun cesaretini, özgüvenini, dünyayla kuracağı bağı zedeliyorlar.

Bunları gördükçe, insan sahip olduklarının değerini daha iyi anlıyor…

Ben, her koşulda yanımda duran, yol gösteren ve arkamda duran anne babaya sahip olduğum için gerçekten minnettarım. Verdikleri emeklerin ve üzerimdeki haklarının farkındayım. Ve şuna inanıyorum: Çocuğunun yanında duran, maddi manevi elinden geleni yapan, imkânı ne olursa olsun destek olmaya çalışan her anne baba aynı saygıyı hak ediyor.

Çünkü gerçek ebeveynlik, çocuğun hayatını kontrol etmek değil; onun hayatında sağlam bir zemin olmaktır.

Babam ve annem bunu yaptı.
Gerisi, gerçekten hayat…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *