Fatma Kaplan Hürriyet Canton Fuarı’na Gitmiş…
Ben İzmit’te, Tüysüzler tarafında yaşayan sıradan bir seçmenim. Hani şu seçim zamanı “değişim olur” diye umutlanıp oy verenlerden. Evet, ben de Fatma Kaplan Hürriyet’e oy verdim. Şimdi dönüp bakınca…İnsan kendi kendine “niye?” diye soruyor.
Çok büyük beklentilerim yoktu aslında. Uçan kaçan projeler falan değil.
Çöp zamanında alınsın, yollar düzgün olsun, yeter. Ama gel gör ki en basit şeylerde bile sınıfta kalındı.
Mahallede çöpler bazen 2-3 gün duruyor. Yazın kokuyu anlatmaya gerek yok. Hadi bunu geçtim…İzmit’in iyi semtlerinden biri denilen yerde, villaların olduğu bölgede yollar delik deşik. Araba kullanırken slalom yapıyoruz resmen. Çukurdan kaçayım derken diğerine giriyorsun. Bunu çözmek çok mu zor gerçekten? İstinat duvarı çöktü 3.5 ayda zor yaptılar…
Sonra bir bakıyoruz, başkan Çin’de. Hem de öyle böyle değil, dünyanın en büyük fuarlarından biri olan Canton Fair’da.
Şimdi biraz da şu fuar meselesini konuşalım.
Bu fuar dediğin yer; fabrikaların, üreticilerin, toptancıların buluştuğu dev bir ticaret alanı. İçinde ne ararsan var:
Elektronik cihazlar, akıllı teknolojiler
Sanayi makineleri
İnşaat ekipmanları
Mobilya, dekorasyon ürünleri
Tekstil, oyuncak, hediyelik eşya
Kısacası “ürün bul, üretici bul, anlaşma yap” fuarı.
Daha çok iş adamı gider, ithalatçı gider, ihracatçı gider.
Belediye başkanının gidip gezdiği bir yerden ziyade, ticaret yapanların sahası.
Şimdi soruyorum:
İzmit Belediyesi gidip Çin’den konteyner mi indirecek?
Toptan ürün mü alacak?
Fabrika mı kuracak?
Eğer böyle bir plan varsa, çık açık açık anlat.
“Hangi firmayla görüştün, ne alacaksın, ne kazandıracaksın?” de.
Ama yok.
Ortada ne anlaşma var, ne somut bir proje. Sadece “fuardayız” paylaşımları.
O zaman vatandaş da doğal olarak şöyle bakıyor:
“Benim çöpüm dururken, yolum çukurken bu fuarın bana ne faydası var?”
Bak tekrar söylüyorum, mesele fuara gitmek değil.
Gitmek yanlış değil belki. Ama zamanlama ve öncelik yanlış.
Sen daha İzmit’in en temel sorunlarını çözememişken, gidip dünyanın öbür ucunda ticaret fuarı gezersen; bu iş ister istemez ciddiyetsiz görünür.
Önce kendi sokağını düzelt, sonra dünyaya açıl.
Benim derdim bu kadar basit.
Ve evet…
Oy verirken hayal ettiğim tablo gerçekten bu değildi.
“Ben böyle miydim?” diye kendi kendime soruyorum…
Cevap net: Değilmişim. Pişman mıyım? Evet. Hem de yol çukuruna her girdiğimde ayrı ayrı.
