BBVA Research, küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya paralel olarak Türkiye ekonomisi için 2026 yılı büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti. Kurum, ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın sürdüğünü ancak henüz kritik bir eşikte olmadığını vurgularken, enerji maliyetleri ve arz kaynaklı riskler nedeniyle yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 30 seviyesine çıkardı.
BBVA Research tarafından hazırlanan raporda, küresel ekonomik büyümenin beklentilerin altında kaldığı ve özellikle Avrupa pazarındaki görünümün bozulduğu belirtildi. Raporda, enerji fiyatlarının yılın ikinci yarısında gerilemesi ve arz zincirindeki kesintilerin yönetilebilir kalması durumunda sert bir ekonomik yavaşlamanın önlenebileceği ifade edildi.
Türkiye Büyüme Tahmini Yüzde 3'e Çekildi
Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2,5 büyüme kaydettiğini hatırlatan BBVA, mayıs ayı itibarıyla aktivitede ilave bir yavaşlama gözlendiğini ancak mevcut tablonun henüz endişe verici olmadığını belirtti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararları, ihracat destekleri ve yeni kredi paketlerinin, büyümeyi yaklaşık yüzde 3 seviyesinde tutma stratejisini desteklediği kaydedildi. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin yılın ikinci yarısında azalacağı varsayımıyla, Türkiye için daha önce yüzde 4 olarak açıklanan 2026 büyüme tahmini yüzde 3'e çekildi.
Enflasyon Tahmini Yüzde 30'a Yükseldi
Enerji fiyatlarındaki yüksek seyir, tedarik zinciri aksaklıkları ve enflasyon beklentilerindeki bozulmanın yukarı yönlü riskleri artırdığına dikkat çekildi. Nisan ayındaki enflasyon verilerindeki yukarı yönlü sürprizin ardından yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) tahmini yüzde 30’a revize edildi.
TCMB’nin fonlama faizini eylül ayında kademeli olarak normalleştirmesi ve ekim ayında politika faiziyle yakınsamasını bekleyen kurum, yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 37 olarak korudu. USD/TRY kuru için yıl sonu tahmininde ise değişikliğe gidilmeyerek 52 seviyesi muhafaza edildi.
Makroihtiyati Tedbirler ve Cari Açık Vurgusu
Raporda, güçlü kur politikasını desteklemek amacıyla kısa vadede yüksek reel faiz ortamının korunacağı ve daha sıkı makroihtiyati tedbirlerin devreye alınabileceği öngörüldü. Dış finansman kısıtlarına rağmen bütçe açığında Orta Vadeli Program hedeflerinden belirgin bir sapma beklenmediği belirtilirken; zayıf dış talep ve enerji ithalatı faturasının cari açık üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuldu. Türkiye'nin yapısal cari denge dinamiklerinin ise olası dış şoklara karşı bir tampon görevi görebileceği değerlendirildi.
