Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, ekonomi yönetiminin son dönemde faiz artırımı yerine makroihtiyati tedbirlere ve kredi kısıtlamalarına yönelmesini değerlendirdi. Enflasyon, cari açık ve jeopolitik risklerin para politikasında sıkılaşmayı zorunlu kıldığını belirten Kara, Merkez Bankası’nın neden kredi kısıtlamalarını tercih ettiğini üç temel gerekçeyle ortaya koydu.
Prof. Dr. Kara, enflasyonla mücadelede zamanında adım atılmaması ve faizlerin uzun süre yüksek seviyelerde kalması nedeniyle ekonomi politikasının bir sıkışma dönemine girdiğini ve artık "zor tercihlerle" karşı karşıya kalındığını vurguladı.
Merkez Bankası Neden Faiz Yerine Kredileri Kısıyor?
Prof. Dr. Ali Hakan Kara, Merkez Bankası’nın parasal sıkılaştırmayı faiz artırımı yerine kredi miktarı üzerinden yürütmesinin arkasındaki nedenleri şu şekilde sıraladı:
Sermaye Kalitesinin Bozulması Riski: Risk algısının yüksek, nitelikli ve uzun vadeli sermaye girişlerinin zayıf olduğu bir dönemde faizlerin artırılması, kısa vadeli sıcak para akımlarını körükleyerek finansman kalitesini daha da bozma riski taşıyor.
Toplumsal ve Siyasi Faiz Hassasiyeti: Türkiye’de teknik ve iktisadi olmayan sebeplerden dolayı toplumun ve siyaset mekanizmasının bir kesiminde faiz hassasiyetinin yüksek olması, karar alıcıların tercihlerini dolaylı olarak etkiliyor.
Finansal Baskınlık Tehlikesi: Borçlu şirketlerin ve hanehalkının gelirlerinin faiz oranları kadar artmadığı bir ortamda faizlerin daha da yükseltilmesi, geri ödeme zorluklarına ve dolayısıyla finansal istikrarsızlığa yol açabiliyor. Literatürde "finansal baskınlık" olarak adlandırılan bu durum, faizlerin çok uzun süre yüksek kaldığı sıkıntılı dönemlerde ortaya çıkıyor.
Ekonomi Yönetimi İçin Kolay Çözüm Kalmadı
Büyük resme bakıldığında ekonomi politikasındaki sıkışmanın temel nedeninin enflasyonla mücadelede gecikilmesi olduğunu belirten Kara, iç ve dış çalkantılar nedeniyle enflasyon ile faizlerin uzun süre yüksek seviyelerde asılı kaldığına dikkat çekti.
Enflasyonun düşürülememesinin Türk Lirası’ndaki reel değerlenme sürecinden çıkılmasını zorlaştırdığını ve sistemi başka bir kanaldan sıkıştırdığını ifade eden Kara, programın başında doğru zamanda ve doğru dozda para, maliye ve yapısal adımların atılmaması nedeniyle artık kolay bir çözüm yolunun kalmadığını ve ekonomi yönetimini zor tercihler içeren bir dönemin beklediğini vurguladı.
