İktisatçı Mahfi Eğilmez, Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimlerin ardından yeniden gündeme gelen Türkiye’nin risk primi (CDS) hareketliliğini değerlendirdi. Eğilmez, CDS primindeki yükselişin dış şoklardan kaynaklandığını vurgularken, bu tür kırılganlıkların azaltılması için yapısal reformların önemine dikkat çekti.
CDS Primi ve Ekonomi Üzerindeki Etkisi
"CDS Primi Yine Gündemde" başlıklı yazısında Eğilmez, kredi temerrüt takasını bir ülkenin borcunu geri ödeyememe riskine karşı ödenen bir "sigorta primi" olarak tanımladı. Yatırımcıların bir ülkeyi riskli görmesi durumunda sigorta talebinin arttığını ve buna bağlı olarak CDS priminin yükseldiğini belirten Eğilmez, bu göstergenin piyasalar için kritik bir sinyal olduğunu ifade etti.
Yükselişin Temel Nedeni: Jeopolitik Riskler
CDS primlerini etkileyen faktörleri "ülke dışı" ve "ülke içi" koşullar olarak ikiye ayıran Eğilmez, son dönemdeki artışın temel nedeninin Orta Doğu’daki savaş süreci olduğunu belirtti. Özellikle enerji ithalatçısı olan Türkiye için petrol fiyatlarındaki artışın cari açık ve döviz ihtiyacı üzerinde baskı oluşturduğunu, bunun da doğrudan risk primine yansıdığını kaydetti.
"Yapısal Reformlar Şart"
Türkiye'nin geçmişte 800 baz puana ulaşan risk priminin, uygulanan sıkı para politikalarıyla 2026 başında 200 baz puan seviyelerine kadar gerilediğine dikkat çeken Eğilmez, savaş sonrası yaşanan ayrışmaya vurgu yaptı.
Eğilmez, dış şokların kontrol edilemeyeceğini ancak etkilerinin yönetilebileceğini ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
Borçlanma Maliyeti: CDS primindeki artış, faize ek faiz yükü getirerek hem kamu hem de özel sektörün dış finansman maliyetlerini artırıyor.
Çözüm Önerisi: Siyasal, sosyal ve ekonomik çerçeveyi güçlendirecek yapısal reformlar, dış şoklara karşı bağışıklık kazandıracaktır.
Kritik Uyarı: Yapısal düzenlemeler yapılmadığı takdirde, ekonomi politikaları küresel liderlerin anlık açıklamalarına bağlı bir seyir izlemeye devam edecektir.
