Elektrikli bisikletlerin Türkiye’de giderek daha fazla kullanılması, olası kazalarda ortaya çıkabilecek zararların nasıl karşılanacağı konusunu yeniden gündeme taşıdı. Akçakaya Sigorta Yöneticisi ve sigorta uzmanı Ümit Güven Akçakaya, mevcut mevzuatın elektrikli bisikletlerin trafikte oluşturduğu yeni risklere göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Mevcut düzenlemelerde belirli teknik kriterleri karşılayan elektrikli bisikletler, motorlu taşıt yerine bisiklet kategorisinde değerlendiriliyor. Bu nedenle söz konusu araçlarda otomobillerde olduğu gibi plaka, tescil ve zorunlu trafik sigortası sistemi bulunmuyor.
Ancak elektrikli bisiklet sayısının artmasıyla birlikte özellikle üçüncü kişilere verilen zararların nasıl karşılanacağı önemli bir tartışma konusu haline geliyor.

Ümit Güven Akçakaya: Risk, aracın tanımından bağımsız
Ümit Güven Akçakaya, elektrikli bisikletlerin yalnızca motor gücü üzerinden sınıflandırılmasının yeterli olmayabileceğine işaret etti.
Elektrikli bisikletlerde 250 watt motor gücü ve 25 kilometre/saat hız sınırı gibi teknik kriterlerin önemli olduğunu belirten Akçakaya, pedal destekli modeller ile pedal kullanılmadan motor gücüyle hareket edebilen araçların aynı risk profiline sahip olmadığını vurguladı.
Akçakaya’ya göre sigortacılık açısından temel konu, aracın mevzuattaki isminden çok trafikte oluşturduğu risk.
Bir elektrikli bisikletin yayaya çarpması, başka bir araca zarar vermesi veya bedensel zarara yol açması halinde ortaya çıkabilecek maliyetlerin güvence altına alınması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Elektrikli bisikletlerde sigorta zorunlu mu?
Mevzuat kapsamında bisiklet olarak kabul edilen elektrikli bisikletlerde bugün zorunlu trafik sigortası uygulanmıyor. Bu durum olası bir kazada zararın doğrudan sürücü veya hukuken sorumlu kişi tarafından karşılanması sonucunu doğurabiliyor.
Özellikle yüksek onarım maliyetleri, tedavi giderleri, iş gücü kaybı ve tazminat talepleri düşünüldüğünde elektrikli bisikletlerin oluşturduğu mali riskin giderek büyüyebileceği değerlendiriliyor.

Akçakaya’dan kayıt ve sigorta modeli önerisi
Ümit Güven Akçakaya, elektrikli bisiklet kullanımının yasaklanması veya ağır biçimde sınırlandırılması yerine risklerin yönetilmesi gerektiği görüşünde.
Akçakaya, araçların teknik özelliklerine göre sınıflandırılabileceğini, kullanıcı veya işleten bilgisinin kayıt altına alınabileceğini ve üçüncü kişilere verilebilecek zararlar için uygun maliyetli bir sorumluluk sigortası geliştirilebileceğini belirtiyor. Bu modelin otomobillerde uygulanan zorunlu trafik sigortasıyla tamamen aynı olması da gerekmiyor. Elektrikli bisikletlerin oluşturduğu risk seviyesine göre daha düşük primli bir mikro sigorta veya sorumluluk sigortası modeli gündeme gelebilir.
Scooter düzenlemesi elektrikli bisikletlere örnek olabilir
Türkiye’de elektrikli scooterlara ilişkin hukuki sorumluluk konusunda da yeni bir dönem başlıyor.
27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile elektrikli scooterların hukuki sorumluluğunu ilgilendiren düzenlemeler yapıldı. İlgili hükümlerin 1 Ocak 2027 itibarıyla yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Akçakaya, scooterlarda araçların önce hızla yaygınlaştığını, kazalar ve mağduriyetlerin daha sonra görünür hale geldiğini hatırlatarak elektrikli bisikletlerde aynı sürecin tekrarlanmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
“Düzenleme kazalardan önce yapılmalı”
Ümit Güven Akçakaya’ya göre elektrikli bisikletlerle ilgili temel hedef araç sahiplerine yeni bir maliyet çıkarmak değil, kaza halinde zarar gören kişiyi güvence altına almak olmalı.
Elektrikli bisikletlerin şehir içi ulaşımda daha fazla kullanılacağı dikkate alındığında, teknik sınıflandırma, kayıt sistemi ve sigorta mekanizmasının şimdiden tartışılması önem taşıyor.
Trafikte yeni ulaşım araçlarının sayısı artarken mevzuatın da bu değişime uyum sağlaması gerekiyor. Elektrikli bisikletlerde önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından birinin ise “Kaza halinde üçüncü kişinin zararını kim karşılayacak?” sorusu olması bekleniyor.
