Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), Türkiye’nin MSCI gelişmekte olan piyasalar kategorisindeki konumuna ilişkin hazırladığı kapsamlı araştırma raporunu yayımladı. Çalışmada, geçmişte gelişmekte olan piyasa statüsünü kaybeden ülkelerin deneyimleri incelenirken, Türkiye açısından olası bir statü kaybının olası yansımaları değerlendirildi.
Araştırma, geçmiş örneklerde piyasa kayıplarının büyüklüğü ve kalıcılığının ülkelerin makroekonomik koşullarına göre farklılık gösterdiğini ortaya koydu.
Mevcut Karar Ne Anlama Geliyor? Haziran 2027 Kritik Eşik
MSCI, 15 Ekim 2026 tarihli kararıyla Türkiye hisse senedi endekslerine ilişkin bazı güncellemeleri ikinci bir duyuruya kadar dondurmuştu. Bu kapsamda endekslere yeni şirket eklenmesi ve mevcut şirketlerin daha üst piyasa değeri segmentlerine taşınması askıya alındı.
BETAM, bu kararın henüz doğrudan bir kategori düşürme anlamına gelmediğine dikkat çekti. Gerekçeler arasında fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, nihai hissedarlık yapılarının şeffaflığı ve koordineli işlemlere ilişkin yatırımcı endişeleri yer alıyor. Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanamaması durumunda ise Türkiye’nin sınır piyasalar veya bağımsız piyasalar kategorisine geçirilmesine yönelik istişare sürecinin gündeme gelebileceği vurgulandı.

Tarihsel Deneyimler: İlk Ayda Hangi Ülkeler Etkilendi?
Çalışmada, geçmişte gelişmekte olan piyasa statüsünü kaybeden Sri Lanka, Ürdün, Pakistan, Arjantin ve Fas örnekleri incelendi:
İlk Ayın Tablosu: Sınıflandırma değişikliği duyurusunu izleyen ilk ayda 5 ülkenin 3'ünde borsalar enflasyondan arındırılmış olarak geriledi. İlk aylık reel kayıp Pakistan’da %32,8, Ürdün’de %10,6 ve Sri Lanka’da %2,4 oldu. Arjantin ve Fas’ta ise sınırlı artışlar kaydedildi.
1 Yıllık Görünüm: Bir yıllık süreçte tablo farklılaşarak Sri Lanka, Arjantin ve Fas’ta pozitif reel getiriler görülürken, Ürdün ve Pakistan’da kayıplar devam etti. Sonuçların yalnızca MSCI kararlarına bağlanamayacağı; küresel krizler, siyasi koşullar ve toparlanma süreçlerinin de etkili olduğu belirtildi.
Türkiye İçin Olası Riskler: Fon Satışları ve Döviz Talebi
BETAM raporuna göre, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsünden çıkarılması durumunda şu riskler öne çıkabilir:
Yabancı Fon Çıkışları: Bu kategoriyi takip eden fonların Türk hisselerindeki pozisyonlarını azaltması veya kapatması gerekebilir. Bu durum, özellikle büyük ve likit şirketlerin hisselerinde satış baskısı yaratabilir.
Kur Üzerindeki Baskı: Hisse satışlarından elde edilen kaynakların dövize çevrilerek yurt dışına aktarılması Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısı oluşturabilir. Ancak yeni sınıflandırma kapsamında gelebilecek alternatif fon talepleri toplam etkiyi değiştirebilir.
Piyasa Şeffaflığı ve Yatırımcı Güveninin Önemi
Araştırma, uzun vadeli piyasa performansı açısından makroekonomik istikrar, likidite, yatırımcı güveni ve küresel finansman koşullarının belirleyici olduğunun altını çiziyor. Türkiye açısından;
Serbest dolaşım oranlarının güvenilir biçimde hesaplanması,
Nihai faydalanıcıların şeffaf şekilde izlenebilmesi,
Piyasa bozucu işlemlere karşı etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi öncelikli alanlar olarak sıralandı.
BETAM, bu alanlardaki iyileşmelerin belirsizliği azaltarak Türkiye sermaye piyasasının uluslararası kaynaklara erişimini destekleyeceğini belirtti.
