YatırımX Şirket Haberleri Pardus Portföy "bana göre" masum değil

Pardus Portföy "bana göre" masum değil

Yazarımız Alper Tunga Akkuş, Pardus Portföy'ün dikkat çeken hisse işlemlerini ve yüksek riskli fon yatırımcılarının sorumluluklarını sorguluyor.

Tera ve Pusula fonlarında yaşananları hep birlikte gördük.

Bu gelişmelerin ardından merak ettim. Acaba diğer portföy yönetim şirketlerinin fonlarında neler olup bitiyor?

Özellikle Pardus Portföy'ün fonlarını incelemek istedim.

Oturdum, son bir yıllık portföy dağılım raporlarını açtım. TEHOL, TERA, PEKGY, DSTKF, OZATD ve MANAS hisselerinde hangi fon ne kadar almış, ne kadar azaltmış, hangi tarihte pozisyonunu büyütmüş, ne zaman çıkmış, tek tek baktım.

Doğrusunu söyleyeyim, gördüklerim pek içime sinmedi.

Yanlış anlaşılmasın. Bir fon hisse alır, satar. İsterse bugün aldığı hisseyi yarın satar. Bu, fon yöneticisinin işidir. Her pozisyon değişikliği için de kimseyi suçlayamayız.

Ama bazı rakamlar var ki insanın önüne koyup bir daha bakası geliyor.

Mesela PEKGY.

Pardus Portföy'ün KHA fonunda Temmuz 2026 sonunda 9,3 milyon lot PEKGY bulunuyor. Bir ay sonra bu rakam 33,85 milyon lota çıkıyor.

Tam 24,5 milyon lotluk artış.

Peki, bir sonraki ay ne oluyor?

15,2 milyon lotluk azalış.

Bir ayda bu kadar büyütülen pozisyonun hemen ardından bu ölçüde küçültülmesinin elbette bir gerekçesi olabilir.

Ben o gerekçeyi merak ediyorum.

Bir başka örnek TEHOL.

Nisan sonunda KHA fonunda 8,5 milyon lot var. Mayısta 4,1 milyona düşüyor. Temmuzda 1,68 milyona kadar geriliyor.

Ağustosta ne oluyor dersiniz?

Yeniden 7,9 milyon lota çıkıyor.

Yani birkaç ay içinde milyonlarca lotluk girişler, çıkışlar.

MANAS da farklı değil.

Nisan sonunda yaklaşık 599 bin lot olan pozisyon haziranda 4,1 milyon lota yükseliyor. Temmuzda 1,98 milyona düşüyor. Ağustosta ise fonun portföy listesinde artık görünmüyor.

Bunlar benim uydurduğum rakamlar değil. İncelediğim portföy dağılım verilerindeki pozisyon değişimleri.

Üstelik yalnızca üç hisseden söz ediyorum. TERA, DSTKF ve OZATD tarafında da dikkat çekici hareketler var.

Şimdi soruyorum.

Bunlar normal mi?

Olabilir.

Her birinin gayet mantıklı, yatırım stratejisine uygun açıklamaları da olabilir.

Ama aynı zamanda soru sormayı hak eden bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

Çünkü mesele yalnızca bir fonun para kazanması veya kaybetmesi değil.

Mesele, o fonun yatırımcılarının parasının nasıl yönetildiği.

Peki, yatırımcının hiç mi sorumluluğu yok?

İşin bir de bu tarafı var. Üstelik bana kalırsa en az fon yöneticilerinin işlemleri kadar tartışılması gereken bir tarafı.

Son günlerde bazı fon yatırımcılarının açıklamalarını okuyorum. Kimisi ana parasını istiyor, kimisi devletin zararını karşılamasını bekliyor.

İyi de arkadaş, sen neye yatırım yaptın?

Bankada vadeli mevduat hesabı mı açtın? Devlet garantili bir ürüne mi para yatırdın?

Hayır.

Risk değeri 7 üzerinden 6 veya 7 olan yatırım fonlarından söz ediyoruz.

Yani risk cetvelinin neredeyse en tepesindeki ürünlerden.

Fon yükselirken, birkaç ayda olağanüstü getiriler sağlarken kimse çıkıp da "Bu kadar para kazanıyoruz ama acaba nasıl kazanıyoruz?" diye sormuyor.

Hatta bazı fonlarda ana parasının birkaç katını kazanan yatırımcıların bugün aynı fonların işlemlerinden şikâyet ettiğini görüyoruz.

Peki, o kazançlar elde edilirken neden aynı sorgulama yapılmadı?

Bana kalırsa asıl mesele biraz da burada.

Yatırımcı kazancın tamamını kendisine, zararın sorumluluğunu ise başkasına ait görmek istiyor.

Kazanınca benim param, kaybedince devletin parası!

Böyle bir yatırım anlayışı olabilir mi?

Elbette yatırımcıların hak arama özgürlüğü var. Fon yönetiminde hukuka aykırı bir işlem, yanıltıcı bilgi veya başka bir ihlal varsa bunun hesabı sorulmalı. Zararın hukuka aykırı fiilden kaynaklandığı ispatlanırsa tazminat talebi de gündeme gelebilir.

Ama sadece yüksek riskli bir yatırım zarar etti diye devletin ana parayı ödemesi gerektiğini düşünmek başka bir şey.

Bence bu yaklaşım kabul edilemez.

Çünkü bunun sonu yok.

Yarın ben Borsa İstanbul'da bir hisse alıp yüzde 70 zarar edersem devlete gidip "Ben bu piyasaya güvendim, paramı geri verin" mi diyeceğim?

O zaman kazandığım parayı da devletle paylaşmam gerekmez mi?

Üstelik fonların risk seviyeleri gizli saklı bilgiler değil. Yatırımcıya sunulan belgelerde açıkça yer alıyor.

Elbette 7 üzerinden 7 risk, fon yöneticisine istediği işlemi yapma serbestisi vermez. Fon yöneticisinin sorumluluğu ayrı, yatırımcının piyasa riskini üstlenmesi ayrı.

Ancak bu iki kavramı birbirine karıştırırsak sermaye piyasalarında yatırım yapmanın anlamı da kalmaz.

Riskin getirisini cebimize koyup bedelini topluma ödetmek isteyemeyiz.

Gelelim yeniden Pardus Portföy'e

Pardus Portföy'ün yetkilileri çıkıp bu pozisyon değişikliklerinin yatırım stratejileri açısından gerekçelerini anlatabilirler. Belki verdikleri yanıtlar bütün soru işaretlerini ortadan kaldırır.

Ben de memnuniyetle yayımlarım.

Ama şimdilik gördüğüm rakamlar beni ikna etmiyor.

Burada bir noktayı özellikle belirteyim.

Pardus Portföy'ü herhangi bir suçla itham etmiyorum.

Ortaya koyduğum veriler, dönem sonu portföy büyüklüklerinin lot cinsinden değişimini gösteriyor. Bu rakamlardan doğrudan işlemlerin kimlerle, hangi fiyatlardan gerçekleştirildiği veya hukuka aykırı bir durum olup olmadığı anlaşılamaz. Sermaye artırımı gibi işlemlerin etkilerini de ayrıca incelemek gerekir.

Dolayısıyla yalnızca bu tablolara bakarak kimse hakkında suçlu hükmü verilemez.

Bunun kararını gerektiğinde hukuki merciler verir.

Ancak bir şirketi suçlamamak, yaptığı her işlemi sorgusuz sualsiz makul bulmak anlamına da gelmiyor.

Benim derdim de bu.

Borsada yıllardır aynı tartışmaları yapıyoruz. Hisse yükselirken herkes mutlu. Fon kazandırırken kimse nasıl kazandırdığıyla pek ilgilenmiyor. İşler tersine dönünce bir anda herkes dönüp geçmişte ne yapıldığına bakmaya başlıyor.

Oysa soruları iş işten geçtikten sonra değil, zamanında sormak gerekiyor.

Pardus Portföy'ün işlemlerine de bu gözle bakıyorum.

Masum mu?

Hukuken elbette aksi kanıtlanmadıkça masum.

Peki, son bir yıllık bu pozisyon hareketlerinin tamamını son derece olağan buluyor muyum?

Hayır.

Bunu söylemek için de kimseyi suçlamama gerek yok.

Fakat yatırımcıya da söyleyecek bir çift sözüm var.

Bir tarafta milyonlarca lotluk hareketlerinin gerekçesini merak ettiğim fon yöneticileri, diğer tarafta en yüksek risk grubundaki fonlara yatırım yapıp zararını devlete ödetmek isteyen yatırımcılar var.

İlkinin işlemlerini sorguluyorum. İkincisinin yaklaşımını ise doğru bulmuyorum.

Çünkü sermaye piyasalarında hesap verebilirlik yalnızca fon yöneticileri için geçerli değildir. Yatırımcının da aldığı riski bilmesi gerekir.

Kimsenin suçlu olduğunu söylemiyorum. Ama herkesin haklı olduğu bir piyasa da yok.

Bu yazı, sağlanan dönem sonu portföy dağılım verileri üzerinden yapılan kişisel değerlendirmedir. Veriler bu çalışma kapsamında bağımsız olarak doğrulanmamıştır. Pozisyon değişimleri tek başına hukuka aykırılık göstergesi değildir. Yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *