İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Merkez Bankası’nın Mart ayı faiz kararına ve Türkiye ekonomisinin geleceğine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Aran, enflasyon hedeflerinde güncelleme sinyali verirken, 2027 yılının ekonomik toparlanma için dönüm noktası olacağını vurguladı.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, CNBC-e canlı yayınında ekonomi gündemini sarsacak açıklamalara imza attı. Ocak ayı enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesini "moral bozucu" olarak nitelendiren Aran, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Mart ayı toplantısında faiz artırımı yerine "pas geçme" ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti.
Enflasyon Beklentilerinde Revize Sinyali
Ocak ayında gerçekleşen %4,84’lük enflasyon rakamının ardından mevcut hedeflerin gerçekçiliğini yitirdiğini belirten Aran, "13-19 aralığı artık geçerliliğini yitirdi. Yeni gerçekçi bant %19-25 aralığı olmalı. Ancak TCMB, Şubat ve Mart verilerini görmeden bu güncellemeyi hemen yapmayabilir" dedi. Aran, yıl sonu itibarıyla enflasyonun %23-25, politika faizinin ise %28-30 bandında gerçekleşmesini beklediklerini paylaştı.
"Mart Ayında Pas Geçmek Kararlılık Göstergesidir"
Merkez Bankası ve BDDK’nın son dönemde attığı adımların fiilen bir faiz artırımıyla eş değer olduğunu hatırlatan Hakan Aran, şu değerlendirmede bulundu:
"TCMB’nin Mart ayında faizde pas geçme olasılığı oldukça yüksek. Bu durum, bankanın duruşundaki kararlılığı göstermesi açısından kritik önemde. Enflasyonun düşeceğine dair oluşan bu güçlü beklenti, tahvil ve bono piyasasına olan ilgiyi de destekliyor."
Bankacılık Sektörü ve Risk Primleri
Ülke risk primindeki (CDS) gerilemenin bankacılık sektörüne nefes aldırdığını söyleyen Aran, İş Bankası'nın gerçekleştirdiği başarılı borçlanma operasyonuna dikkat çekti. Öz kaynak kârlılığının bu yıl enflasyonun üzerine çıkabileceğini öngören Aran, 2026 yılının sektör bazında beklentilerin iyileştiği bir yıl olacağını müjdeledi.
2027: Kalkınma ve Küresel Entegrasyon Yılı
Ekonomide asıl rahatlamanın 2027 yılında hissedileceğini belirten Hakan Aran, geleceğe dair umutlu bir tablo çizdi: "2027, herkesin derin bir nefes alacağı yıl olacak. Ekonomi politikalarının daha kapsayıcı bir kalkınma modeline evrildiği, kendi yarattığımız sorunları çözmüş bir ülke olarak küresel ekonomideki yerimizi sağlamlaştıracağımız bir döneme gireceğiz."
