Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, gözleri 12 Mart’taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevirdi. Ekonomist Servet Yıldırım, Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecine "mola" vererek bekle-gör politikasına geçebileceği uyarısında bulundu.
Küresel ekonomide Orta Doğu kaynaklı gerilimler ve Hürmüz Boğazı eksenli enerji krizi endişeleri, yatırımcıları güvenli limanlara yönlendirirken, merkez bankalarının da stratejilerini gözden geçirmesine neden oluyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), enerji fiyatlarındaki bu dalgalanmanın gölgesinde 12 Mart'ta kritik bir faiz kararı alacak.
"Bekle-Gör" Dönemi mi Başlıyor?
Bir süredir kademeli faiz indirim sürecini yöneten Merkez Bankası için piyasa beklentileri yıl sonunda yüzde 28-30 bandına işaret ediyordu. Ancak uzmanlar, petrol fiyatlarındaki beklenmedik çıkışın bu rotayı zorlaştırdığı görüşünde. Ekonomist Servet Yıldırım, yaklaşan PPK toplantısında Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine devam etmek yerine "pas geçerek" piyasa dinamiklerini izlemeyi tercih edebileceğini belirtiyor.
Yıldırım, küresel enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısının, merkez bankasını temkinli olmaya zorladığını ifade ediyor.
Enflasyon Raporunda Revizyon Kaçınılmaz mı?
Merkez Bankası’nın 12 Şubat 2026 tarihli son Enflasyon Raporu'nda petrol fiyatlarına ilişkin varsayımlar, jeopolitik risklerin azalacağı senaryosu üzerine kuruluydu. Ham petrolün 2026 ortalamasında 60,9 dolar seviyelerinde kalması öngörülürken, mevcut tablodaki yükseliş bu varsayımı ciddi bir risk altına soktu. Uzmanlar, 14 Mayıs'taki bir sonraki Enflasyon Raporu'nda enflasyon hedefleri ve ara tahminlerde güncelleme yapılmasının kaçınılmaz olduğu üzerinde duruyor.
Kritik Karar: Sıkı Duruş Sürecek mi?
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın "veri odaklı ve ihtiyatlı" yönetim vurgusu, bankanın esnek hareket etme kapasitesini koruduğunu gösteriyor. PPK karar metinlerinde yer alan "gerekirse yeniden sıkılaştırma" ifadesi, 12 Mart toplantısının sadece bir faiz kararı değil, aynı zamanda Türkiye’nin küresel ekonomik fırtınaya karşı izleyeceği rotayı belirleyecek bir "güven testi" olacağına işaret ediyor.
Piyasa gözlemcileri, enerji fiyatlarındaki artışın cari açık ve enflasyon üzerindeki yansımalarının, Merkez Bankası'nın "bekle-gör" yaklaşımını destekleyen en önemli faktör olacağını belirtiyor.
