Küresel piyasalarda gözler Orta Doğu’dan gelen haber akışına çevrildi. Bölgede derinleşen savaş riski, yatırımcıları güvenli liman arayışına iterken, altın ve gümüş fiyatlarında sert yükselişler yaşanıyor. Uzmanlar, değerli metallerdeki bu hareketliliğin faiz indirimi beklentilerinden ziyade, jeopolitik risklerin fiyatlanmasından kaynaklandığına dikkat çekiyor.
Güvenli Liman Talebi Zirvede
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarıyla ivme kazanan çatışmalar, küresel piyasalarda tansiyonu yükseltti. Değerli metaller, bu belirsizlik ortamında yatırımcıların ilk adresi olmaya devam ediyor.
Altın: Spot altın ons başına 5 bin 192 dolara kadar yükselerek tarihi bir ivme yakaladı.
Gümüş: Gün içinde 90 dolar seviyesini test eden gümüş, günü 88,26 dolar seviyesinden tamamladı. Gümüş, yıllık bazda gösterdiği performansla değerini yaklaşık üç katına çıkardı.
Fed Beklentileri ve Piyasa Gerçekleri
Finans dünyasında yükselişin arkasında Fed’in faiz indirimi beklentisi olduğu görüşü dillendirilse de, veriler farklı bir tablo çiziyor. CME FedWatch verilerine göre, Fed’in gelecek hafta yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz oranlarını sabit tutma ihtimali yüzde 99,4 gibi çok yüksek bir seviyede bulunuyor. Faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması, rallinin temel motivasyonunun para politikasından ziyade savaş riski olduğunu destekliyor.
Enerji Piyasalarında "Hürmüz" Şoku
Savaşın reel ekonomiye yansımaları enerji piyasalarında hissedilmeye başlandı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurmasıyla birlikte küresel arz endişeleri tavan yaptı. Irak’ın üretim kısıtlamaları ve Suudi Arabistan’daki rafinerilerin faaliyetlerini durdurması, piyasalardaki belirsizliği derinleştiren ana unsurlar oldu.
Piyasalar "Uzun Soluklu" Çatışmaya Hazırlanıyor
ABD yönetimi savaşın kısa sürede biteceği yönünde iyimser açıklamalar yapsa da, Tahran kanadından gelen diplomatik kanalların kapalı olduğu mesajı, çatışmanın uzun süreceği beklentisini güçlendiriyor. Analistlere göre, altın ve gümüşteki mevcut fiyatlama, piyasaların Orta Doğu’da uzun soluklu bir krize karşı kendisini konumlandırdığını gösteriyor.
