ABD’de ekim ayına ilişkin istihdam raporu, ekonomistlerin öngörülerinin oldukça üzerinde bir performans ortaya koydu. Açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam ekim ayında 165 bin kişi artarak beklentilerin iki katını aştı. İş gücü piyasasındaki bu dirençli görünümün etkisiyle işsizlik oranı yüzde 4,1 seviyesine geriledi.
İstihdam artışının öngörülenin üzerinde gerçekleşmesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası patikasına yönelik piyasa fiyatlamalarını hızla değiştirdi.
Faiz Artırımı Beklentileri ve Fiyatlamalar
Güçlü istihdam verilerinin ardından yatırımcılar Fed’in hamlelerine ilişkin beklentilerini revize etti:
SPONSORLU BAĞLANTILAR
SPONSORLU BAĞLANTILAR
Aralık Ayı Beklentisi: Piyasa fiyatlamalarında, Fed’in aralık toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımı yapma olasılığı bir önceki gün yüzde 67 seviyesindeyken yüzde 80’e çıktı.
Zamanlama Öne Çekildi: Yatırımcılar, aralık ayından sonra bekledikleri bir sonraki faiz artırımının zamanlamasını haziran ayından nisan ayına çekti.Ücret Artışı Enflasyonun Gerisinde Kaldı
İstihdam piyasasındaki büyüme sürerken, çalışanların gelir artışı enflasyon karşısında geride kalmaya devam etti:
Saatlik Ücretler: Ekim ayında ortalama saatlik ücretler yıllık bazda yüzde 3,1 oranında artış kaydetti.
Enflasyon Kıyaslaması: Söz konusu ücret artışı, yıllık yüzde 3,7 seviyesindeki tüketici enflasyonunun altında kalarak alım gücündeki baskının sürdüğünü gösterdi.
Fed Başkanlarından Mesajlar
Verilerin ardından ABD Merkez Bankası yetkililerinden dikkat çeken değerlendirmeler geldi:
San Francisco Fed Başkanı Mary Daly: İş gücü piyasasının gösterdiği dayanıklılığın enflasyonla mücadelede önemli bir hareket alanı sağladığını ifade etti. Para politikasında daha fazla sıkılaşmaya ihtiyaç duyulabileceğine işaret eden Daly, faiz adımlarında temkinli ve kademeli bir yol izlenmesi gerektiğini vurguladı.
St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem: Yapay zeka yatırımlarının bakır gibi kritik emtialara olan talebi artırarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığına dikkat çekti. Musalem, gelecekteki olası verimlilik kazanımları yerine faiz kararlarının doğrudan mevcut ekonomik koşullara dayanması gerektiğini belirtti.